20 Kasım 2016 Pazar

Çocuktum 6



Meleğin gelecek adına en büyük hedefi “deli” olmaktı,bunu bilmeyen yoktu.
Geleceği için yatırım yapmalı ve alıştırmalarına genç yaşta başlamalıydı, küçük değildi o kocamandı.
Belirli  kurallar içerisinde, ruhunu kapana kısmakta niyeydi ki?Bu yüzden arkadaşının öğretmen olmak isteği ile kız kardeşinin ilerde hemşire olma hayaline bir türlü anlam veremiyordu.
İnsanları gıcık etmeyi bayılırdı.O sabah güne, mahallelilerden Şengün ablalarının yaşı gelipte geçmesine rağmen, neden hala evlenmediğini sorgulamakla başlamıştı.
Düşüncelerini ap açık ortaya dökünce ise, temizlik yapan Şengün ablasının onu duyduğunun farkında bile olmadan, camdan aşağa kafasına bir kova suyu yemişti.
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlardı ya,  yinede memnundu  halinden, pişmanda değildi Melek, eğleniyordu sonuçta,birilerinin kalbini kırabileceğinin farkında bile olmadan. Bazen çok düşünceli, kimi zamanda  deli dolu olurdu.
Yetişkinlerin kendisine yalan söylemelerinden bıkmıştı  o herşeyi sezerdi, bilirdi,akıllı kızçeydi.
Parkta ıslanan giysilerini kurutmaya çalışan kızçeler,Meleğin başına okadar iş gelmesine rağmen, neden yinede akıllanmadığını bir türlü çözemiyorlardı.
Meleğin ise cevabı hep aynı olurdu “amacım bu zaten” derdi.
Ayak üstü şehrin deli mecnunu olan Miftar adında ki gencede ilişmeden edemedi.
Zamanında kavuşamadığı sevdiğinin ismi anıldıkça, insanları kovalardı Miftar.Çocukların ardından koşardı, kan ter içinde kalırdı hepsi. Olanlar karşısında suskun kalmayı yeğledi kızçeler.
Melek ise tatmin olmuş gibi gözükmüyordu, sol dirseğiylede arkadaşının koluna vurdu.
-Sen o kara çocugi seveyn mi?
-Ne deysın be?
-Emrahi deym be, pişlerıni hep sana verey.Hem ne var be bak benım beş  sevdıgım var!
Meleğin parmaklarıyla beş diye gösterdiği dörttü aslında,küçük kız ise buna gülüp arkadaşının bir parmağını daha açarak yanlışını düzeltti.
-Seveym tabi o benim kardeşim, niye sevmeyim ki?
-Hadi be sen nerden bileyn ki kardeş gibi sevesın, senın kardaşçen yok kiii!
Meleğin son sarf ettiği cümleler  bilinçsizce küçük kızı içten içe üzmüştü.
İlk defa herkes gibi, kendisinin neden bir kardeşi olmadığını düşündü.
Ardından konuşulan konuların her birinde dışlanmış gibi hissetti, bir ait olamamazlık vardı içinde.
Söylentiler Gizem`in geleceği hakkında ki hazırlıklar üzerinde dönüyordu.
Uzaklardan gelecek olan arkadaşlarına hediye alamayacaklarını anlayan kızçeler Gizeme  elleriyle ve imkanlarıyla puding hazırlamaya karar verdiler.Pudingleri vanilya mı yoksa çıkolatalı mı olacağını  bir türlü bir sonuca varamayan  çocuklar bir süre sonra gereken malzemeleri almak için ve bir kaç saat sonra buluşmak üzere, sözleşip evlerine çekildiler.
Kendisini öğle uykusuna yatıran anneanesinede,Meleğe üzüldüğü konuyu açmayı uygun gördü.Anneannesi ona sevdiklerine yalan söylerse, büyük günah işlediğini söylerdi çünkü.
Başında kırmızı beresı,üstünde iki battaniye ile iki yorganla, yatağın bir köşesinde kıvrılmış anneannesinin tek bildiği, bilmem kaçıncı kez Nasrettin hoca hikayelerini duymaktaydı.
Anneannesi torunu üşüyor diye, ona sıkı sıkı sarılmıştı.
-Anneanniş beee e te be vafir bıktım Nasrettin hocadan valla, te sen süle bana Melek hakli mi,Emrahi kardeşim gibi sevemem mi ben?
-Kız sen kara kızce mi olacan, kocaya mi kaçmak isteyn ne deyn?
-Anneanneee beee sendaa miii!!Gideym ben te sen beni anlamayn.Onlar gibi düşüniyn,konulayn sevmeym ben seni.Darıldım ben banane !
İçindeki biriktirdiği duyguların patlamasını, anneannesininide yanlış anlamasıyla yaşayan küçük kız, bedenini saran kollardan bir çırpıda kurtulup, yatağın içinden çıkıp beresini yere  attı.
Anneannesi torunun ardından o an cevap alamayacağını  bilsede,nereye gittiğine dair seslendiğinde küçük kız çoktan odayı terk etmişti, onu  saatler sonra bekleyen sürprizden habersiz bir şekilde.
Anne, babası küçük kızı dünyaya getirdiklerinde, daha çok gençlerdi hayat koşuşturması peşinde kızlarına güzel bir gelecek sağlayabilmek adına, bir göz oda evin içinde yaşarlardı.Çocuklarını sıkıntı çekmesin diye,daha fazla anneannelerinin yanında bırakırlardı .
Genç anne baba  iş güç peşinde olurdu hep.Aynı gün evladının ziyaretine gelen anne, aileyi mutlu edecek bir haberle uğramıştı baba evine.İkinci çocuğuna hamileydi ve bunu öğrenmek en çokta abla olacak kişinin hakkıydı.
Küçük kızdan ise saatlerdir haber alınamıyordu,arkadaşlarına bilenlere sorsalarda, sık gittiği yerlere uğrasalarda nafileydi.
Tam ümitler kesilecek gibiyken, çaresizce bekledikleri evin salonu içinde yer alan gardıroptan bir gıcırtı sesi duyuldu.
Evin büyükannesi ise,doğrulduğu yerinden duyduğu sese doğru yöneldi...
Evet küçük kız içinde uyuyordu, tamda istediği gibi,tek başına ve onu kimsenin bulamayacağı bir yerde...
Kucağına  küçük kızı almak üzere eğilen büyükanne,kızın salyangoz kabuğu gibi kollarında kıvrıldığını,kendi içine çekildiğini fark etti.
Üşüyordu ama hava değildi onu  üşüten, anlaşılmamak üşütmüştü çocuk kalbini...
-Uyan-diye fısıldadı kulağına büyük anne.
“Uyan şimdi uyumanın vakti degil, mutlu olmanin zamani evlatçe...
 Mutluydu artık benimde bir kardeşim var diyebilecekti, hep en üzgün olduğunda gülerdi ya ardından tıpkı yağmurdan sonra ki gökkuşağı gibi,öyleydi umutları, saklanırdı ancak üzüldüğünde görmesin kimse onu.
Elinde ki paketle koşarak ilerledi,verdiği sözü tutmak üzere arkadaşlarının yanına.
Meleklerin yeşil badamalı evlerine vardığında, iki kız kardeş malzeme yetmezliğinden tartışmaktaydılar.
Yaraya merhem sürer gibi girdi bir anda söze:
-Yagodalii olsun mi pudingımızz ha?
-Olsında amaa çok sütımız yook!
-Olsuun, suyla karıştırırırız olmaz mi!-diyerek tebessüm etti küçük kız, kız kardeşlerinde gülümsemesine sebep göstererek.
-Olmaz mi beee, gelin seveymm sizi akılli kızçeler!

Kelime Doğrulaması:

-Pişler-Misket
-Yagoda-Çilek

  








12 Kasım 2016 Cumartesi

Çocuktum 5



Yıllardır yürütüğü lokanta dükkanından sonra,ev yemeklerinin kokusunu özleyen dede, yeni zücacciye işinin düzenine alışmaya çalışıyordu.
Bu dükkanı annesi ile eşi ve çocuklarıyla yıllardır ayakta tutmaya çalışmıştı.Babası senelerdir daha iyi bir düzen için, yollarda o ülke benim bu ülke senin diye orada burada sapmıştı.Annesi kardeşleriyle babanın peşine takılmayıp düzenlerini sürdürmüşlerdi.En son ki Türkiye deneyimi sonrasından çocukları olmadan yaşayamayacağını anlayan baba, Balkanlara geri dönüş yapmıştı.
Yıllar geçmiş, babalarının yapamadıklarını gün gelmiş kız kardeşleri gerçekleştirmişti.
Biri Amerika, diğeri Almanya ve bir diğeride Hırvatistanda evlenip gitmişlerdi.
Erkek kardeşi ise babası gibi hayalperest biri olup çıkmıştı.
Anne ve oğlun direnişi annenin yatak hastası olmasıyla son bulmuş.Beş kardeşin ekmek yediği teknenin sonu böyle gelmişti.
Geçmiş günlerini hatırlayıp hüzünlenen dede,elinin tersiyle nemlenen gözlerini silmeye çalışırken, torunun geldiğini farkında bile değildi, ondan bir dakika müsade isteyip kendine geldiğinde, küçük çoban gülünü dükkanın bir vitrin köşesinde, kollarını birbirine bağlamış bir şekilde otururken bulmuştu.
En çok sevdiği beyaz elbisesini giymiş,banyodan yeni çıkmış kıvrış saçlarıyla, dedesinin kendisini koklayıp, çoban gülü denilmesini çok severdi.
Arada dede torun atışmasıylada süslenen diyalog, küçük kızın fotoğraf çekme sevdasıyla biterdi.
Bu yüzden dede dükkanında taze çiçekler ve fotoğraf makinası için yeni film şeridi bulundurmayı asla ihmal etmezdi.Buda dedenin yeni düzeninden en çok sevdiği alışkanlıklarındandı.
Torununun bir anlık dalgınlığının ihmaline geldiğini anlayan dede, küçük kızın yanına çömeldi.
-Hane imiş deduşkasından çoban güli?
Umrumda değilsin,seni duymuyorum ve hayır anlamında kızın kullandığı tavır ayak pabuçlarını yere çarpıp,kollarını çözmeden sağa sola döndürmesiydi.
Bu sayede kısacık saçlarıda havada dans eder, şampuan kokusunu yayardı.
Buda onun nazlanma şekliydi.
"Bak ben çok güzel kokuyorum ama sen saçlarımı koklayamıyorsun" anlamında kullanırdı bu davranışını.
Torunun bu saflığına bıyık altında gülümseyen dede, çoban gülünün gönlünü onun sevdiği şeylerden bahsederek almaya çalıştı bu sefer.
-Dernek gidelım mi senınle daga ha dedesınden çoban güli?Bak sana akşam korzoda yagodali pesivo alırım...
Aldığı teklifler hiçte fena değildi ancak bu kadar çabuk kanamazdı, dedesine göz ucuyla bakmakla yetinen kız umursamamazlığını sürdürdü.
-Biliyn mi ben bu akşam gidecim kaveye, birde loto oynaycim.
-Valla mi kavede kaveyi süüüp diye içecen mi ,"Peki" keklerden var mi orda?Benda loto dolduracim bendaaa.
Bir anlık kontrol kaybı yaşadığının farkına varan çoban gülü,bu sefer daha büyük bir tavır gösteren bir edayla arkasınıda döndü dedesine.
Dede ise çabasını sürdürmeye devam etti.
-Tabi yaparız heppısıni, Çoban gülünede giderız senle flide yeriz.Hem dutta toplarız...Hem bak bu çiçeçelerdende toplarız amaa...
Son sözünü söylerken ki elinin arkasında sakladığı pembe kiraz çicekleri, kızın önüne çıkaran dede,sonunda kızın yüzünde yakalamayı beklediği mutluluk ifadesini gördü.
-Çooook cüzeeel!Amaa,amaa kokmay bunlar ülmiş bunlaar...Oyun oynaan sen benımle!Gideym ben.
Gidiş diye algıladığı dükkanın etrafında dönmesiydi.Gerçek gidişin ne olduğunu bilmezdi.
Hep bunu yapardı, üzüldü mü susar ama küstü mü gittiğini sanırdı.
Dede son hamlesini iyi kullanmalıydı.Düşündü...
-Gel arnavut keçisi gel süret çikaraym!
Ufak bir pot kırdığını hisseden dede, sözünü"gel inadını seveyim" diye değiştirdi.
Küçük kız ise olduğu yerde durup başını dedesine doğru çevirmekle kaldı olduğu yerde.
-O çiçek gerçek değil,çünki... o çiçeklerden birtek sen varisın bu vakıtta...Onlar uyiyi şimdi, zamanı geldıginde uyanacakler ve biz gidip toplayciz senınle  oldi mii?Çoban gülüm benım!Sen benım tek çiçeçem isın...
-Deduşkaaa!
Dedesinin tek bi sözüne bile içten kanan kız,en küçük hamlesinde bile kollarına atılıp sarılmaya hazırdı.Dinledikleri ise ona ninni gibi gelmişti ,hep sevmişti masalları...

Kelime doğrulaması:

Korzoda yagodali pesivo-Korzo kızın en sevdiği pastanenin ismi,yagodali pesivo ise çilekli pasta anlamına geliyor.

Dernek-Cumartesi

Peki- kızın en sevdiği kek markası.

Çoban gülü-(Orjinal İsmi "Lulja e Malesise")Gostivar Simnisa köyünün Şar dağının tepesinde bulunan doğa harikasıyla iç içe bir mekan.Odundan inşa edilen içinde geleneksel yemeklerin piştiği o yer 2004-2005 yıllarında kapandı.

Fli-Kıyma ve cevizli olan bir börek türü.

Süret-fotoğraf