20 Eylül 2016 Salı

Çocuktum 4



Ринге Ѓинге jaja досто чичко пaja една jaja муч сите деца чуч...

Ringe cinge yaya dosto çiçko paya edna yaya muç site desa çuç.

Oyun dizesini söyleye duran çocuklar, el ele tutulmuş kendi etraflarında dönerken, şarkının bitmesiyle hepsi bir anda oldukları yerde çömeldiler ve oyun böylece defalarca tekrarlanmak üzere devam etti.Aralarında ta ki biri, uzayan monotonluğu bozana dek.
-Üff canım sıkıldi ama benım.
-E be vafir atık brakmadık ne oynamadık bugün, te daa sabatan a "Aliana camia" a" Yüksek alçak","Loce"Neşe balkondan atlayıp agzını toplayana dek saati diil beş ombeş,elli oldii!!
Eskiden olsa Meleğ'in en kötü espirisine bile gülebilen çocuklar o gün nedense yüzlerinden düşen bin parçaydı.
Aralarına yeni katılan kendilerinden küçük ikiz kardeş olan Semra ve Selma'nın sessizliğininde payı vardı durgunluklarında. Yabancı almayı sevmezlerdi pek kendi ortamlarında.
İkizleri birbirlerinden ayırabilen özelliklerden,   kız kardeşlerden Selma'nın bir kaza sonucunda burun ameliyatı geçirmiş olmasından dolayı, diğer kardeşinden daha sivri bir buruna sahip olmasıydı.
Bu dağınık ortamı renklendirmek isteyen Merve, arkadaşlarına ümit dolu vaatlerde bulunmaya başladı.
-Abe te bragina o acom çocuguni İsmail'i ne der se yıkmazler gerçekten te bu parki.
Yoksa biz te nere saklanaciz,haçın oynayalım nasıl koşaciz peç yapalım, aciycakler bizi dimi?
Tamam biraz eski burasi ama bu koca meti agaçlar bizden heppımızden büyük be.
Hem bak bu trafikalar yikılırsa insanlar aç kalacak, bebelere günderemeycekler mama yesinler.
Siz ne deysiniz kızçeler akıl fikir var!
Melek ve Merve'lerin bir diğer amca oğullarından olan Recep'ten küçük  İsmail görünüşte kızlara verdiği haberle onları üzmüştü ama bu seferki söyledikleri gıcıklığından olmasada, herkes gerçekçiliğini kabullenmekte zorluk çekiyordu.
Belediyeden alınan bir duyuma göre,  yıllardan kalma çarşı parkının yıkılacağı haberleri ve onun yerine ne kurulacağı belirsiz olduğuna dair söylentiler dolaşıyordu.
Bakımsız parkın etrafını saran göğe uzanan bir boya  sahip ağaçlar,  yerlere dökülen kozalaklarla eski çalışmayan pas tutmuş şadırvanla birlikte, kuş pislikleri parka temiz bir alandan çok bir orman görüntüsü veriyordu.
Belli belirsiz yılların eskittiği yeşil bir renge sahip kırılmış banklarla, aşağı yukarı aynı görüntüye sahip küçük işyerleride bir kasvetlik katıyordu bu alana.Bu işyerleri devlet işinde çalışma fırsatı bulamayan, kendi çapında didinen insanların sığınağıydı.
Bunların zinciri genelinde:terzi,saatçı,kırtasiye.eskici dükkanları tarzında olurlardı ve bir bütün olarak trafik isimleriyle adlandırılırlardı.
Dışardan bakan yabancı biri için hal böyleydi ama orada yaşayanlar için durum pekte böyle sayılmazdı. Özellikle kış akşamlarında bu iş yerlerinden dışarıya sızan ışık, şehir çarşısına karla beraber çam ağacı gibi bir gelin güzelliğinde aydınlık katardı, yerlisine göre bunu sadece orada yaşayan, orada anısı olan anlardı anlamını.
İşaret parmağıyla iş yerlerinden birini gösteren küçük kız, birden ağlamaya başladı.
-Ben ilk piyanomi ordaa almişidım amaa, yikılacak mi şimdii!?
-E te be akılsız kafa, koyun can derdınde sen et brak şindi oni.Bakina ben ne derım.
Arkadaşlarının endişelerini yersiz bulan Melek, son konuşan küçük kızın başına hafif vurduktan sonra,aklına bir fikir gelmişcesine uzandığı çimenlerin üzerine, çapraz bağladığı bacaklarıyla yerinde bir ağa edasıyla doğruldu konuşmak için.
-Belli ki komunada ki acolar gürmişler bizi ki neka pis tutarsık parkımızi,hem akıllari sıra bizi isterler cezalandırsınler emi, gelinada oyun parkımızi el birligiyle temizleyelım.
Var misinız daa temiz bir dünya içiiin küçük işçiler haydi düşin peşıme...
Belediyenin gözüne girmeye çalışan çocukların amacı ap açık ortadaydı.
 Onlar küçük kaplerinin içinde barındırdıkları sevgi ile, aslında hiç birşeyin göründüğü kadar kötü olmadığının izlenimi vermeye çalışacaklardı, çünkü orası onların çocukluk anılarının köşe kapmaca oynadığı yerdi.
İşe etraftaki çöpleri yok etmekle başlayan minikler, eylemlerine ağaç dallarını toplamakla devam ettiler.Bir ellerinde agaç dalları ve bir diğer avuç içlerinde kozalak tutan parmaklar, soluğu bozuk su şadırvanının içinde buldular.
Şadırvan içini ağaç dallarıyla temizleyip,topladıkları kozalakların her birini artık su çıkmayan çeşmenin delik boşluklarına yerleştirdiler. Böylece  yaşlı çeşmeyede otantik bir hava katmış oldular.
Son zamanlarda televizyon dizilerinden izledikleri çaput bağlama alışkanlığıda edinen çocuklar, inandıkları ağaca parklarının yok olmamasını dilediler tek bir ses ve yürekten.
-Ee te ne yaparsınız siz burda be belacilar?
-iiii.
Bu son yaptıklarında yakalandıklarının suçluluğuyla koca ağacı yarım boylarıyla saklamaya çalışan çocukların hepsi ağacın önünde dizildiler.
Onların bu saflığına şahit olan mahallenin abisi Ali ise, gülümsemeden edemedi.
-Valla billa Ali abi te yok bizim suçumuz, parkımız için dua edeydık.
Bunları aynı sesten hepsi söyledikten sonra dudak büküp yüzlerini asıp sessizce  ağacın önünde sürdürdüler bekleyişlerini.
-Şindi siz isteysınız divirim ben sizi anne babanıza dimi, kaç kere alattım ki bu yaptıgınız yanlıştır be...ama düşündüm ki..bu sefer sizi affediim.Hem duydum ki çok tasali imişiniz, dedım gelim sevıntırim sizi.
İşin ucunda sevinçli bir haber duyacaklarını sezen çocuklar, can kulağıyla duyacakalarını bekliyorlardı.
-Mirii kızçeler daa mi duraysınız, ayaktaşçenız geleyy Gizem geley, yegenım geley hemide Stanbolldan!

-haydeee, yaşşaaa sen Ali abi.
Mahallenin ayaklı postası gibi olan çocukların sevincine diyecek yoktu artık,öyle ki önlerine yol geçerken bile araba durur yol verir tanırdı bizim kızçeleri, tüm mahalleye sevinç çığlıklarıyla iletirlerdi mutluluklarını, karış karış sokakları nefes nefese koşarken...Çocuk olmak böyle bir şeydi işte hüznüde mutluluğuda en derinden hissetmekti...

NOT:Yazıda ki diyaloglar Balkan ve yöresine ait konuşma ağzı ile anlatıldı.Bundan önceki kısımlarda,doğru yazılım hallerinide ekliyordum.Bu sefer bir değişiklik yapıp, sadece kelime doğrulaması yapacağım.

Komuna-Belediye
Belaci-Yaramaz çocuklar için kullanılır
Tasali-Hüzünlü
Trafika-Özel iş alanları 
Stanboll-İstanbul

Ringe cinge... diye başlayan dize Makedonca dilinde bir çocuk şarkısıdır.Sokak çocukları tarafından söylenen farklı türleride vardır.Anlamını bilememekteyim.

Kızçelerin oynadıkları oyunlar:  
Aliana Camia-Yağ satarım,bal satarım
Loce-Saklambaç
Peç-İstop
Yüksek alçak -Koşe kapmaca

"Neşe balkondan atlayıp agzıni toplayana dek saati diil beş ombeş,elli oldi..."-kısmı " Balkondan atla
Maydonoz topla
Kız ben sana ne dedim. 
Ağzını topla
Kızın adı Neşe 
Saat geliyor beşe. 
Bir iki üç dört beş."-tekerlemesiyle ilgili yapılan bir espiridir.









8 yorum:

  1. heh hee ! E te be büle yazasan mutlu edesen bizi :) ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hihihi valla bizde ayni te büyle süylerız :)))

      Sil
  2. Güldüm okurken :) Yakın zamanda geçtim o topraklardan, kocaman bir kültür Balkanlar. Sevgiler canım ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle düşünmenize çok sevindim.Yüzünüzden gülümseme eksik olmasın :) ❤❤

      Sil
  3. Okuması ne keyifli :)) Ne iyi olmuş böyle sadece kelime doğrulamasıyla.
    Tekerlemeyi öğreneyim ben de.
    Görüşmek üzere, sevgilerimle :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şenaycım yeniden yorumlarını okuyabilmekten mutluluk duydum hoşgelmişsin.Düşüncelerini eksik etmediğin için teşekkür ederim.Görüşmek üzere sevgiler :))

      Sil
  4. ahahah çok keyifliydi okuması. şiveyi ne güzel yazmışsın ama. dipnot bilgiler mükemmel. keşke kafamda kalsalar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne hoş bir yorum çok teşekkürler beğendiğinize sevindim :))

      Sil