8 Aralık 2015 Salı

Deniz'in Hüznü 4


Merdivenleri koşarcasına adımlarla üçer beşer atlıyorum. O sırada Onkoloji,Nöroloji,gibi belirli bölüm koğuşlarının,gözlerimin önünden bir şerit halinde geçtiğini fark ediyorum.
İlk yardım merkezine doğru acil servise ilerlerken, ciğerlerime solduğum kimyasal maddelerin, genzimi yaktığını hissetmekteyim…
 İçime büründüğüm çaresizlikle birlikte, bir kaç dakikaya vardığım noktada, devadan çok ölüm çağrıştırdığı bir kaosun içinde bulunmaktaydım artık.
Kan ünitelerinin önümden gelip geçtiği,  elektro şok aletlerinin şarj edilişi,  çok normal birşeymiş boyutunda karşılanması gereken bir yerdi burası.
 Öte bir yandan ise başka bir hastanın üzerinde uygulanan, trakeostomi  nefes borusu açma işlemine şahit oluyorum.
Sonradan ise başı boş olduğunu fark ettiğim, yangın yarası olan bir vakaya  yöneliyorum yanımda ki hemşireyle birlikte.
  Yaranın 3. derece C. sınıfı olarak adlandırıldığı bu durumun tedavisine, eskaratomi işlemini uygulamanın doğru teşhis olduğunu kanaatine vardığım anda, beni işimde engelleyen başka bir meslektaşım oluyor.
-Sen ne yaptığını zannediyorsun..! O benim hastam!
Fakat bu sözlere karşılık dikkatimin dağıldığı anda, gözlerimi hastadan ayırmadan, bakış açım vakanın ayağının baş parmağına yöneliyor.
Doku  üzerinde görülen  bu şişkinlik, hiç te yangından alınan hasarlara benzemeyip, ürik asit miktarının birikimini andıran, Gut hastalığını getiriyor aklıma.
-Onu Ürolojiye yöneltmelisin!
-Bak sen!Özür dilemek yerine, hastamı önce çalıp, sonrada teşhis konmaya çalışıyor utanmadan!
-Kusuruma bakma ama onu burada bulduğumda yanıbaşında kimse yoktu, senin hastan olduğunu nereden bilebilirdim ki ya da buna neden inanayım ki?
Gördüğüm muamele karşısında, beynimde ki  kan basıncımın yükselişi artıyor ve o an olay çirkinleşmeden, araya giren psikiyatri Şubat hocamız oluyor.
-Oo bayanlar, hastanemizde çocuklar için pediatri'nin yeterli olduğunu düşünmüştüm, adresiniz yanlış bence!
-Hocam açıklayabilirim!
-Neyi açıklayacaksınız, koyun can derdinde kasap, et, tıbbi felsefesi mi?Ayrıca senin burada ne işin var, Dr.Erhan beyin asistanısın sen, git hocanı bul!
-Ben..
-Hala burada mısın?

Cerrahi uzmanımızın bir kaç günlük yokluğunun, asistanlara görev dağıtma işini üstelenen Dr.Şubat'ın söylediklerini algılamaya çalışırken, kalp damar cerrahisi Erhan hocamı, ne traji komiktir ki çocuk Pediatrik Kardiyoloji Ünitesinde buluyorum.

Hızlı adımlarla 412. numaralı odaya doğru ilerlerken karşılaştığım manzara önünde aslında okadar acele etmesem de olurmuş hissiyatı içinde bulunuyorum.
Tipik bir baba kız görüntüsünü anımsatan hocam ve küçük hastamızın oyuna dalmaları etkeninden mi olsa gerek, beni fark etmeyişleri, daha uygun bir sözle fark etmek istemeyişlerine karşın bozguna uğruyorum, bunca yorgunluk sonrasında.
Kısa bir bekleyişin ardından dikkatlerini çekmek adına, hastamızın durumunu anlatmaya başlıyorum…
-Gökçe Eray, 6 yaşında doğuştan pulmoner arteriyel hipertansiyon hastalığından yolla çıkarak, kalp yetmezliği…
Devam etmemi gereksiz gördüğünü  ifade eden bir davranışta bulunup, konuşmaya başlayan doktorun benle ilgili imalı sözlerinde anlam çıkartmaya çalışıyorum.
-İşte böyle Gökçe'cim, bazı doktor ablalarımızda çok sorumsuz davranabiliyor, bu da demek oluyor ki herkes hayat kurtarmak için yaratılmadı!
 Küçük kızla birlikte, uzandığı yataktan doğrulup kızın elini yetişkin bir bayanmışcasına öpüp, yerinden kalkarak, kapıya doğru ilerledi Erhan bey.
Ardından bende gitmeye hazırlanırken, son defa  kızın ilginç bir etki yaratan gözlerine takılıyor bakışım, onunda gözleri benim üzerimde,göz göze geliyoruz…
-Hocaam,hocaam özür dilerim çok özür dilerim…Bana tanıdığınız ameliyat fırsatından sonra, başarısızlığımdan dolayı, beni artık yanınızda istemezsiniz diye düşünüyordum, özür dilerim gerçekten…
-Hayret, ne zamandan beri  asistanlar cerrahların yerine kararlar alır olmuş, benim böyle bir bilgilendirmeden hiç haberim yokta ?
Bir de senle ilgili şüphelerimi yendiğim söylenemez, Fob hastalığına yakalandığının kanısındayım!
Aşağılayıcı sözleri içten içe yutmaya gayret gösterirken, diğer bir yandan dünyada eşi benzeri görülmeyen bir hastalıkla, alakamın ne olduğunu öğrenmek için sessizliğimi koruyorum.
-Senin farkın ise, kaslar yerine kalbinin heykelleşmiş olması!Küçük bir çocuğa nasıl öleceğini, açık açık gözünü kırpmadan söyleyebiliyorsun, anlamış değilim, bunun bir açıklaması olmalı!
Gözlerim bu konuşma devam ederse, daha fazla dayanamayacağı sinyalini verip dolsada, son bir kez daha kendimi ifade etmeye çalışıyorum.
-Ben ölmek gibi bir kelimeyi asla kullanmadım, ayrıca hastalarım ve benim aramda en ufak bir duygusal bağın oluşması, etik olmadığını sizlerden öğrendim ben!
-Bir onu demediğin kaldı zaten lanet olası!Hastalarınla bağ oluşturmanın yasal olmaması, onların hislerine ve duygularına saygın olmayacak anlamına gelmiyor, aksine iyileşeceklerine dair morallerini yüksek tutmalısın, hele söz konusu küçük bir çocuksa…
Ya da sen bence şöyle yap en iyisi bana sorarsan , mesleki kariyerine şimdi şuan  son ver, yoksa aksi takdirde  olacaklardan ben sorumlu değilim…
İçimde ki öfkeyle karışık hüznü bastırma uğraşlarımın, bu kadar başarılı olacağını bende tahmin etmezken, bu konuşmanın ardından, terk ettiğim odaya dönüyorum yeniden.
İlk gelişimde fark etmediğim hastane odasının duvarlarına yapıştırılan, aşağa yukarı hepsinin aynı manzaraya sahip olduğu fotoğraflara takılıyor gözlerim.
Hepsi deniz kenarından olsun sahil karşısı deniz manzaralı kareler.
Moral bozukluğundan olsa gerek, bu güzel görünümlü odanın beni boğuyor etkisi yaratması.
-Buranın hali ne böyle çocuk  söyler misin?! Burası kreş veya senin odan değil anlıyor musun hastane ve kafana estiği gibi dekorlar asamazsın, zaten işim başımdan aşkın, bir de senle uğraşamam!
Söyle anne, babana, geri geldiğimde odayı eski halinde getirmiş olsunlar.
Sarf ettiğim kırıcı sözlerin ardından bulunduğum yerden ayrılırken, koridorda bir kaç adım ilerisinde, yıkıcı halimi fark eden, hemşire Şeyma abla oluyor.
-Ah,Deniz'cim Gökçe'yle tanıştın demek.
-Gökçe?
Afallamamdan durumumu anlayan Şeyma abla, konuşmayı  yıkıntımı damgalayan bir kaç sözle sonlandırıyor.
-Gökçe ya! İçeride ki küçük kızı kastediyorum.Daha önce çalıştığım hastane, Gökçe'nin kaldığı yetimhaneyle bağlantıları vardı, oradaki çocuklara muayeneye gidiyorduk…
-Yetimhane…
Karşıdaki odadan o an sedye üstünde bir başka çocuk cesediyle görevliler çıkıyor.Küçük cansız bedenin şekilsiz kaldığı kar beyaz örtünün altında, artık atacak bir kalbi yoktu, bense bir kalp kırmıştım, hemde yüce bir kalp…
Ruhumun morgta yatan bir cesetten farkı yoktu artık…





28 yorum:

  1. Bir solukta okudum ne kadar canlı her şey, sen doktor muydun yoksa? Hikayenin sonundaki o pişmanlığı derinden hissettim...ne derler acele hüküm vermemek, acele karar vermemek bin düşünüp bir söylemek lazım ama bazen hikayenin ana karakteri gibi pat diye ağzımıza geleni söylüyoruz düşünmeden sonra pişman oluyoruz:( kalemine sağlık...
    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hızlı bir yaşam kesiti ve yorucu :) Yok doktor değilim biyoloji öğretmeliği okuyorum öğrenciyim derslerden filan dinlediklerimi yazıyorum hastalık örneklerinde üstüne yetersiz kalanı internet ortamından bakıp tamamlıyorum öyle.:)
      Pişmanlık ve kalp kırmak ağır vebal ne yazık ki.Boşuna dememişler dimi acele işe şeytan karışır diye fevri davranıp sivri dilli olmak kötü sonuçlar doğuruyo insan böyle düşünmeden girişimlerde bulunabiliyor malesef..
      Bende yorumunuz adına teşekkür ediyor ve en içten sevgilerimi iletiyorum :)

      Sil
  2. GÖKÇE ne güzel bir isim..bunun hikayesini söylemiştin bana :)
    İş hayatındaki iletişim çok önemli güzel bir konuya değinmişsin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gökçe şeker isim bir de insanın birşeye nasıl anlam yüklediğiyle bağlı ozaman daha çok şey ifade ediyor anlam yüklediklerimiz Gökçe ve hikayeside öyle birşey dimi ablam :)
      Çok önemli oluyor iş hayatında iletişim haklısın aksi halde kabusa dönüşür bulunduğumuz ortam tıpkı Denizde olduğu gibi :)

      Sil
  3. Çok güzel bir anlatım... Bazen kendimize yenik düşüp, istemeden kalp kırabiliyoruz... Farkında olmadan yaptıklarımızın farkına varınca pişmanlıklarımız ürkütücü oluyor... Büyük ders var bu hikayede... Kaleminize sağlık... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim zira yorumun bir kaç kelimen hikayenin ana fikrini belirlemiş oldu sanki ne güzel.Hikayeler olsun herşey hayata ayna tutan birer yüz sonucunda çıkardığımız dersler keşke bir de okadar zor olmasalar :)


      Sil
  4. Son cümle noktayı koymus. doktorluk da zor aslında oşeceksın desen dert yok ıyıleseceksın desen durum oyle degıll....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doktorluk hayatta en zor mesleklerden birisi.Göstermeleri beklenen soğuk kanlılık akıl alır türden değil.Bu duruma alışamayanlar ise her can kaybında kendi ömürlerindende birşeyler yitiriyor oluyorlar sanki.
      Allah doktorlarımızın yardımcısı olsun.

      Sil
    2. Burda aklıma Patch Adams fılmı geldı. Bence bıze verılen sınırların dışına cıkabımelıyız. Eger doğru olduğunu hıssetmıyorsak sorgulayabılmelıyız sıstemı...

      Sil
    3. Patch Adams filmini not alıyorum izleyeyim bende teşekkürler :)
      Hikayeyede ki baş kahramanımızın geçmişinden kaynaklanan korkuları var ve onlar ileriye yürümesini engelliyor. Geçmişinde sebep olduğu bir kaza sınırlarının dışında çıkmasını denediği ilk anda yaşanmış oda bir daha cesaret edememiş etmemiş.
      Şimdilerde ise iç ve dış dünya çatışması yaşıyor.Olduğu yerde kalıp doktorluk mertebesinde yükselmeye karar verirse zaten bir daha mutlu olma şansı kalmayacak yeniden ayağa kalkmaya deneyip riske girerse ise belkide mutlu olacak ya da en küçük yanlışıyla birlikte oda yokolacak.Bende hikayenin gidişatına göre doktor adayı kızımızın duygularını yönlendirmeye çalışıyorum :)

      Sil
  5. Yazıyı okuduktan sonra aklımda oluşan büyük puntolu kelime: ürpertici.
    Bildiğim kadarıyla biyoloji okuyordun, bu kadar ayrıntıyı bilme sebebini merak ettim :)
    Ben gerilim kitaplarını çok seviyorum, en sevdiğim yazar Grangé, Tess Gerritsen'i de fena bulmadım. Yazıyı çok beğendim. Hastane koridorlarında geçen bir katil, plan, çözüm okusam nasıl olurdu diye de geçirdim içimden. Sanırım bu kadar ayrıntılı bahsetmen, adli tıp hatırlatıyor bana. Belli olmaz, bir gün yazacaksın belki de :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğrusunu söylemek gerekirse önemli detaylar yakalamışsın hikayenin gelecege yönelik gidişatı hakkında detaylar.
      Ortada evet bir katil var Deniz kendini katil gibi hissediyor olabilir belki kendi ruhunun katili ya da onun yüzünden hayatını kaybedenlerin katili olarak görecek ama farkında değil daha o umutsuzluk bulutu o yüzden hep içinde.
      Başta bugün yayımlarken hikayeyi senin yorumunu merak etmiştim :)
      Merak etmekte hakkım varmış.Adli tıp araştırması bunu hiç düşünmemiştim çok ilginç geldi.
      Bilgim neredeyse sıfırdır diyebilecek kadar zayıfımdır fen tıbbi konularında :) Biyoloji okumamın sebepleri çok ayrı.Öğretmenlik için üstelik ama mühendisi ve öğretmeni aynı çuvala koyuyor bizim sistem eğitim fakültesinde olmam gerekirken hastane labaratuvarlarındayım ve günümün büyük bir kısmı o hastane katlarını uygulamalı derslerim için binerek geçtiği için bu hızlı atmosfere tanıklık ediyorum ve bunu yazıyorum.
      Yani bir çeşit Denize yüklediğim duygular benim duygularım gibide algılanabilir bir başkasınında belki Denizin ardında sığınıyor olabilirim bilmiyorum ama hislerimi ortaya koyuyorum işte bir hikaye boyutunda.
      Hayali kısmı yazdığım vakaları benim tedavi etmememdir sonuçta doktor değilim ama hikayedeki hastalıkları bir zat duyuyor derslerimin arasında televizyonda internete filan bakıyorum.
      Bilimde ilgimi tek çeken kısım bu hastalıklar hakkında bilgi edinmek.Bir kaç yıl önce annemin bir rahatsızlığı hakkında arama yaparken fark ettim böyle birşeyde sıkılmadığımı gerisinde hukuk tıp filan boğuyor beni :)
      Detay ve ayrıntı hayatımın her alanında var ayrıntı ve sinir bozucu şeylere kadar takıntılı olan benim :)) yani yazıya özel birşey değil.Aksine ruhum huzur içinde olsun diye çabalarım heyecanı kaldıramam hiç ben ve bu hikayede bir içten bulanıklık ruh karmaşası bunu nasıl aşar bu hayali karakter düşüncesi yazdırıyor mutluluğa geçmenin savaşı.Daha fazla psikolojik açısından bakmak istiyorum.Bakalım ne kadar sürecek.Senin sevmen önemliydi benim için bu yüzden mutluyum.Teşekkür ederim gösterdiğin değer adına :))

      Sil
    2. Katlara, bölümlere aşinalığın çok hissediliyor zaten. Görülen bir yerin yazıldığını tahmin ettim de tam nedenini keşfedememiştim :) Tabi görülen bir yerde aynen olduğu gibi yazılmayabilir. Bahsettiğim nerede ne olacağından emin olmak, ve o kısımlardaki kesinlik ağır basıyor. Yani ben yazayım desem şimdi bir hastane, eheh böyle olmaz :))
      Senin yazılarında büyük bir olay patlamasından çok durum, durum içinde durumlar ve kişinin içinde bulunduğu durum ..gibi şeyler oluyor, benim yazmayı ve okumayı sevdiğim türden :). Yazıda duyguların aktarılmasını severim ama duygusallığı, depresifliği sevmiyorum ben.
      Hikayenin gidişatından değil de söylediğim gibi bu kadar ayrıntılı hastane anlatımlarını sadece gerilim kitaplarında okuduğum için öyle bir bağlantı kurdum hemen. Yine de şöyle bir bakınca hastane, cinayet işlemeye uygun görünüyor :)
      Çok sevindim, böyle düşünmene. Yazı yazarken yapılan yorumlar çok önemli. Destekten, güzel olmuştan daha çok "ben böyle yazdım ama acaba senin kafanda nasıl oluşuyor yazdıklarım" çok önemli bence yazar için.
      Güzel yazının devamını beklerim o halde :)
      Görüşmek üzere, sevgilerimle..

      Sil
    3. Yorumunu bir kaç kez okuyup durup düşünmeden edemedim aramızda hem çok fark var hemde bir çok şey hakkında hem fikiriz ve bu çok hoş yani düşünce paylaşımında anlaşmak.
      Sen mantıksal açıdan bakarken ben duygusallığın olmadığı yerde yokum derim ama bir yerde bende acının yüceltilmesine karşıyım hissedeceksen en asil şekilde hissedilmeli yaşamalı insan ne varsa.Hikayede bir ortasını bulmuş olmak sevindirici senin böyle düşünmen başta herşeyden daha güzel zaten.Özellikle "ben böyle yazdım ama acaba senin kafanda nasıl oluşuyor yazdıklarım"-kısmı daha iyi ifade edilemezdi.Görüşürüz ki en içten sevgilerimle :)

      Sil
  6. Saygılar Arsu,ben derinin oradan,hani sana yalakalık yapan kişi.Meraklandım sayfana bir girdim,ne göreyim acil,hastane,servis.Allahım sanki oradaymışım gibi oldu.Hikayeni pek bir beğendim,her zaman tablo böyle değil tabi ki ama bu tablonun aynısının yaşanmışınımda gördüm.Süper gözlem,takılırım bundan sonra bloguna ben,başına iş aldın.Bir tek iki doktorun hasta kavgası fülümsetti beni,keşke gerçek acilde de hasta kapmak için kavga edecek kadar fazla syıda doktor olsa dedim umutla.Eline sağlık,daha tanışırız sonra

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar hoşgeldiniz :)
      Buradaki yorumunuzdada sade ve derinde ki yazdıklarınızada baya gülümsedim ki yalakalık ve ya kıskançlılıkla alakası bile yok bence önünden bile geçmez öyle duyguların içtenlikten kaynaklanıyor güzel sözleriniz :) samimiyetinizden dolayı teşekkür ederim öncelikle :)
      Blogumu ve beni tanımanız adına denk gelen yazı şans işte gergin ve bu kadar hızlı olaylar gelişen başka hiç böyle bir yazım yok oysa işte bu öykü dışında :)
      Anlattıklarımız gerçeğe hep bir ayna tutar her ne kadar hakikat bir tekim hep farklı olsada.Herşeye rağmen Allah doktorlarımızı başımızdan eksik etmesin :)

      Sil
  7. Bir de ,seni takibe almaya çalıştım ama alamadım yahu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deep onu belirtmişti bugünkü yazısında bende geç fark ettim takipçi eksilme sorunu var onun yanında yeni blogçularda üye olamıyor herhalde yani aynı sorun olabilir bir kaç güne düzelir herhalde bir aksilik olmuştur :)

      Sil
  8. Nıhahaha,başardım,takipteyim,yani böyle damdan düşer fibi oldu ya,derinin oradan geliyorum ya,torpilliyim diye kasmadan yazdım ha

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende tamda bugün bloglarda ki sorun yüzünden kaynaklanıyordur diye düşünmüştüm.Sevindim tekrar hoşgeldiniz :)

      Sil
  9. Hasta kontenjaninda olmama ragmen:) birebir yasadim seninle o koridorlarda sanki. Sanirim bunda izledigim acil ask araniyor dizisinde ki doktor asistan iliskisinin ve suanda basucu kitabim olan nester muziginin etkisi cok buyuk oldu. Biran doktorsunuz ve bu olaylar basinizdan gecti gibi dusundum. Bu kadar gercekci anlatilirdi herhalde, birtek hasta kapma disinda yani:)) Gercekte artik olmuyor boyle seyler, oluyorsada nadirdir herhalde, duymadigimiza gore:)
    Bu oyku devam eder ve bircok dala daha sicrar gibi geldi bana:)) Kalemine saglik...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum...
      Hissedilir yazmış olmak güzel teşekkür ederim Acil Aşk Aranıyor dizisini biliyorum ama izlemedim onun dışında benzer Doktorlar dizisini takip etmiştim ordanda asistan doktor arasında soğuk iletişim halleri izlenimleri kalmıştır sanırım aklımda bu da hikayede yansımıştır herhalde :)
      Neşter müziğini bilmiyordum özetine baktım şuan bir gerilim romanı :)
      Dünya kötüleşti haklısınız bazı insanlık halleri hiç var olmamış gibi iz bırakmadan yok oluyorlar, buna hasta kapma olayıda dahil zaten hikayede araya giren daha fazla göze girme hırsını anlatmaya çalıştım.
      İnsan işte kendi çıkarlarımız daha önemli olmuş oluyor böyle bir devirde ne acı ki...
      Devam eder diye umuyorum bende bakalım :) Dikatli güzel yorumunuz adına teşekkür ediyorum tekrar tekrar :) Sevgilerimle...

      Sil
  10. Beni en çok etkileyen "koyun can derdinde kasap et derdinde" demiş ya hocanız İşte orası. Yardım etmeye çalışıyorsunuz ve bu bir insanın sağlığınla ilgi. Anlamsız bir kıskançlıkla karşılaşıyorsunuz. Üzüldüm ne diyeyim:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazdıklarım düpedüz yaşananlar değil hayal ürünü bunlar bir doktor değilim yani :) tabi ama buna benzer olaylar yaşanıyor gerçek hayatta hırsa bürünmüş insanların gözleri malesef.Daha iyi günlere ümit edelim :)

      Sil
  11. aaaa valla final miymiş. senden duydum yaa. uludağ gazozu ve ayçekirdeği aldım o zaman çok heycanlı. sen de anneannene gitseydin o zaman yaaa. erasmus yolunda keyfin yerinde de miiiii. az kaldıııı domestostan kurtulmayaaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla şaşırdım bari bu sefer gülsün asiyenin yüzü ya :)
      Ay afiyet olsun iyi seyirler hocam.
      Zaten geçen hafta anneannemdeydim bu akşamda öyle düzelmiş onlarda tv :)
      Sanada afiyetler olsun keyifli izlemeler hocası :)) ama ben hangi dizi için iyi izlemeler diliycem ona üzülüyom hihihi :)
      Transcript ve eğitim anlaşması belgeleri gönderdik hocam hem postayla hem internet üzerine.
      Final olarak kabul mektubu gelmeliymiş ama erasmus hocası dersler değerlendirildiyse filan oldu bu iş dedi ama tabi üzülmek istemiyom o yüzden daha oldu demiyom :)

      Sil
  12. Benim hikayemin yeni bölümü gelmiş.. Yine etkin muhteşem, duyguları sarsılıyor insanın. Duygusuzluk aslında duyguların en üst seviyeye vardığının kanıtı, Deniz'de bunu yaşıyor.. Devamını bekliyorum canım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım hoşgelmişsin :)
      İnsanların böyle tek bir sözle herşeyi ifade edebilme yeteneklerine hayran olmuşumdur hep."Duygusuzluk aslında duyguların en üst seviyeye vardığının kanıtı" demişsin ya duygularıma tercüman oldu bu sözün sonuçta kimse hislerini sebepsiz kaybetmez herşeyin bir sebebi var büyük kırgınlıklardan doğan çok haklısın.Uğramanla beni çok mutlu ettin.Sevgiler canım benim :)

      Sil