27 Kasım 2015 Cuma

Çocuktum 3



NOT: Yazıda ki dialoglar Balkan ve yöresine ait konuşma ağzı ile anlatıldı , doğrusunu okumak isteyen veya zorluk çeken olursa diye altta doğru yazılışıda ekli.


-Hayirli sabahlar evlat!
-Hayirli sabahlar nenecım, nıssın iyisın? Melek, Merve burda mi dırler?
-Nası olaym be evlatçem, bu pusto ayaklarım ancakle yürürüm nene te üyle nasıl bilersın.Burdadır kızçelerım dur çagıraym.
 Yaşı yetmişlere yaklaşan Melekler’in babannelerine, küçük kız genelde her sabah evin bahçesinin çeşme başında abdest alırken rastlar, ayak üstü hayır duasını alırdı.
Bütün mübarek günlerden haberdar olan nine, çocuklarıda bilgilendiremiyi ihmal etmez, kendilerine  dua öğretir o günlerde oruç tutarlarsa, sevap kazanacaklarını söylerdi.
-Eşşoğlu eşek, ne yapaysın be ,bileyn mi bugün hayirli günmiş, üç aylar girmiş  nenem oruç tutay.Tutalım mi bizda?
Melek ve Merve’nin şimşek çatışını andıran, mervidenleri uçarak  inmiş  halinden nasibini alan  küçük kız, bahçe kapısının önünde  bir anda iki arkadaşını görüp, söylenenleri algılamaya çalıştı.
 Aralarına giren ise merdiven gıcırtısının sona erip,  arkalarından beliren babanne oluyor.
-Miri evlat uzun dır gün mırı, bayılayasınnız çaki akşam,  batırmayin günaha.
-Yok nene oruç tutayız.Niyet ettim oruç tutaym ,aminn tete oka! –diye üsteledi Merve.
-Tamam be evlatçe hayde Allah kabul etsın, gelina iftar yeyelım ovakıt heppımız, hem paça yapacim ister misınız başka şi?
-Yok nene be biz isık büyük kızçeler, var bizım paremiz, yeyciz dişarı sosyete olaciz.
Babaannesinden öpücük çalan her iki torun, çimen üzerine döşenmiş beton geçitten yalın ayak koşarak sokak kapısına doğru ilerlerlediler, küçük kız ise  ellerinde,arkadaşlarının pabuçlarıyla arkalarından ilerledi.
Melek ise her zaman ki gibi, kendi havasında şarkı söylüyordu.
-Süpürgeee etttim saçlarımı, kabullendim   suçlarını, yerine ben içtim, sakinleştim ,
içmediğin inançlarınıı…
-İlaçlarını diyor Melek ilaçlarınıı!
-Hasta ettin, Merve beni hastaa, hasta olan sendin aslındaa!
-Off Melek…

Vakit ilerleyip akşam  saatleri yaklaşırken, gün boyunca aç açına oynayan çocuklar, sokağın sonunda ilerleryip, Şengün ablalarının, evinin kapısı önüne  merdivene benzer yüksek beton döşenmiş kaldırıma oturup, hesap kitap yapmaya başladılar iftar yemekleri için.
-Kay, kaydır  şurdan bir taraflarınida, ne yapaciz be akşam ne yeyciz.
- Sosyete olmayı tutturan sen idin Melek hatırlataym.
-tamam be bilem ben ne demişim, niçin tekrarlayn, bende on dinar var, sizde ne ka divirin marifetınızi ablalar.
-Bende 15.
-Bendede 17
-Okadar dinara değil hamburger almak, lepinye bile vermezler bize be. Off off.
Kukumal kuşları gibi başlarında dünyanın en büyük dertleri varmış gibi, birbirine dayanan dostların düşüncelerinı sonlandıran, kafataslarının  içlerinde beklenmedik bir anda, hissettikleri acı oluyor.
Başlarını tokuşturan, karşılarındaki siluet, Melek ve Mervenin amca oğulları Recep’ten başkası değildi.
-Ne edeysınız küçükler?
-Sensın küçük!Ne var senın benimle e te haçın güreysın beni vuraysın, niçin?-diye isyanıyla meydan okuyan küçük kıza, Recebin çokta üzüldüğü söylenemezdi.
-Sen kukla misın be herşeye ağlar zırlarsın?
-ben annene divirecim, dügsün seni te güreyesın!
-brak o budalay se diil akılda,Allahın  şopi!
Arkadaşını ayırmaya çalışan Meleğ’in amca oğluna söyledikleri önünde,Recep kendisine doğru hucum alıp yürüsede, buna  karşılık aralarında ki husumeti dindiren, acıklı haykıran bir ses oluyor.
-aa bakın, bakın orada ne var! - Merve karşıda ki kaldırımda ki yarali kuşu işaret ediyordu.
Tarif edilen yöne ilerleyen çocuklar ve amca oğlu, olay yerine ulaştıklarında, küçük kız kuşu avuç içine alıp sığabilece kadarıyla geçerli bir yuva vaad etti ona. Başını hafif okşarken ise konuşmaya başladı.
-yarali bir kırlangıç, hemide kanadi kırık, cançem benım.
-Şengün ablaların balkonu altına yuva kurmişler, baksana anne feryad edey orada yokari.Struya kablolarına takılmişler günatan.
-Recep koş koyşidan merdiven bul, annesine ulaştıralım yavricagi.
-Önce yarasıni sarmamız gerek Melek, diye tamamladı kız kardeş.
-Benim anneannem ben ne zaman yaralansam ekmek çiğner, yaramın üstüne basar, bunu yapsak mi.Aç mi acaba, yemek mi süylesem.
-hee iskender kebapta süyle olmadı, kuş bu be.-arkadaşını kınayarak yanıtladı Melek...

Günün kahramanı ilan edilen çocuklar, nihayetinde kuşun yarasını sarıp annesinin yanıma yuvaya ulaştırdıktan sonra, gönül rahatlığıyla iftar açabilirdiler artık.
Gittikleri mahalle kebapçısından, ellerinde ki parayla, kuru ekmek arasında ketçap mayonez ve salatalık ısmarlarken, çocukların keyfine diyecek yoktu. Gönlü zengin yemeklerini beklerken, mekanda yükselen kavga gürültüsüne kulak kabarttılar.
-Aco, ya kırılan tabakaların paresini üde ya da kablari yika, te oka süylerım ben senın bileceğın iş.
Amcaya kötü davranılmasına gönlü el vermeyen Melek ise, duruma anında müdahale etmişti.
-Kebapçi acoo, ben ve ayaktaşçelerım yıkarız kablari dert etma, bırak adami gitsin, maksimlari bekler evde.
-Nasıl yikaycan sen oka boyinle divir bir kere oni bana,yetışebileyn mi bu çeşmey?
Kendisine küçük denmeyi hor görülmek olarak algılayan Melek, damarına basan amcaya büyük olduğunu kanıtlamak için, gösterilen lavaboya mekandan bir sandalye uzatıp, üstüne binip söylenmeye devam etti.
-ete te büyle, ben ve arkadaşlarım kahramaniz aco, gelırız üstesinden evel Allah.

- e te şindi hak ettınız benden birer hamburger, küçük işçiler!

~ ~ ~

-Hayırlı sabahlar evlat!
-Hayırlı sabahlar ninecim, nasılsın, iyi misin ? Melek, Merve burda mı?
-Nasıl olayım evladım, ayaklarım zor tutuyor yürüyemiyorum,bildiğin gibi işte.Burda kızlarım dur çagırıyım.
 Yaşı yetmişlere yaklaşan Melekler’in babannelerine, küçük kız genelde her sabah evin bahçesinin çeşme başında abdest alırken rastlar, ayak üstü hayır duasını alırdı.
Bütün mübarek günlerden haberdar olan nine, çocuklarıda bilgilendiremiyi ihmal etmez, kendilerine  dua öğretir o günlerde oruç tutarlarsa, sevap kazanacaklarını söylerdi.
-Eşşoğlu eşek, ne yapıyorsun be ,biliyor musun bugün hayırlı günmüş, üç aylar girmiş,  ninem oruç tutuyor.Tutalım mi bizde?
Melek ve Merve’nin şimşek çatışını andıran, mervidenleri uçarak  inmiş  halinden nasibi alan  küçük kız, bahçe kapısının önünde  bir anda iki arkadaşını görüp, söylenenleri algılamaya çalıştı.
 Aralarına giren ise merdiven gıcırtısının sona erip,  arkalarından beliren babanne oluyor.
-Evladım gün uzundur, akşama kadar bayılırsınız mazallah, günaha batırmayın.
-Yok nine oruç tutacağız.Niyet ettim oruç tutayım ,aminn okadar! –diye üsteledi Merve.
-Tamam evladım, haydi Allah kabul etsin, gelinde ozaman iftar aöalım  hep beraber, hem paça yapacağım, başka birşeyler ister misiniz?
-Olmaz ninem biz kocaman kızlar olduk, yanımızda paramız var, dışarda yiğip sosyete olacağız.
Babaannesinden öpücük çalan her iki torun, çimen üzerine döşenmiş beton geçitten yalın ayak koşarak sokak kapısına doğru ilerlerlediler, küçük kız ise  ellerinde,arkadaşlarının pabuçlarıyla arkalarından ilerledi.
Melek ise her zaman ki gibi, kendi havasında şarkı söylüyordu.
-Süpürgeee etttim saçlarımı, kabullendim   suçlarını, yerine ben içtim, sakinleştim ,
içmediğin inançlarınıı…
-İlaçlarını diyor Melek ilaçlarınıı!
-Hasta ettin, Merve beni hastaa, hasta olan sendin aslındaa!
-Off Melek…

Vakit ilerleyip akşam  saatleri yaklaşırken, gün boyunca aç açına oynayan çocuklar, sokağın sonunda ilerleryip, Şengün ablalarının, evinin kapısı önüne  merdivene benzer yüksek beton döşenmiş kaldırıma oturup, hesap kitap yapmaya başladılar iftar yemekleri için.
-Kay, kaydır  şurdan bir taraflarınıda, ne yapacağız  akşam ne yiğecez onu düşünelim.
- Sosyete olmayı tutturan sendin Melek hatırlatayım.
-tamam be biliyorum ben ne dediğimi, niçin tekrarlıyorsunuz, bende on dinar var, sizde ne kadar var gösterin marifetinizi ablalar.
-Bende 15.
-Bendede 17
-Okadar dinara değil hamburger almak, kuru ekmek bile vermezler bize. Off off.
Kukumal kuşları gibi başlarında dünyanın en büyük dertleri varmış gibi, birbirine dayanan dostların düşüncelerinı sonlandıran, kafataslarının  içlerinde beklenmedik bir anda, hissettikleri acı oluyordu.
Başlarını tokuşturan, karşılarındaki siluet, Melek ve Mervenin amca oğulları Recep’ten başkası değildi.
-Ne yapıyorsunuz küçükler?
-Sensin küçük!Senin benle zorun ne beni ne zaman görsen vuruyorsun, neden?-diye isyanıyla meydan okuyan küçük kıza, Recebin çokta üzüldüğü söylenemezdi.
-Sen kukla mısın, herşeye ağlar zırlarmısın böyle?
-ben annene şikayet edeceğim seni , bir gör bak dövsün seni !
-Bırak o salağı ya aklı başında değil onun ,Allahın  acınazı kulu !
Arkadaşını ayırmaya çalışan Meleğ’in amca oğluna söyledikleri önünde,Recep kendisine doğru hucum alıp yürüsede, buna  karşılık aralarında ki husumeti dindiren, acıklı haykıran bir ses oluyor.
-aa bakın, bakın orada ne var! - Merve karşıda ki kaldırımda ki yarali kuşu işaret ediyordu.
Tarif edilen yöne ilerleyen çocuklar ve amca oğlu, olay yerine ulaştıklarında, küçük kız kuşu avuç içine alıp sığabilece kadarıyla geçerli bir yuva vaad etti ona. Başını hafif okşarken ise konuşmaya başladı.
-yaralı bir kırlangıç, hemide kanadı kırık, canım benim.
-Şengün ablaların balkonu altına yuva kurmuşlar, baksana anne feryad ediyor orada yukardan.Elektrik  kablolarına takılmışlar garipler.
-Recep koş komşudan merdiven bul, annesine ulaştıralım yavrucağı.
-Önce yarasını sarmamız gerek Melek- diye tamamladı kız kardeş.
-Benim anneannem ben ne zaman yaralansam ekmek çiğner, yaramın üstüne basar, bunu yapsak mı.Aç mı acaba, yemek mi söylesem?
-hee iskender kebapta söyle olmadı, kuş bu be.-arkadaşını kınayarak yanıtladı Melek...

Günün kahramanı  ilan edilen çocuklar, nihayetinde kuşun yarasını sarıp annesinin yanıma yuvaya ulaştırdıktan sonra, gönül rahatlığıyla iftar açabilirdiler artık.
Gittikleri mahalle kebapçısından, ellerinde ki parayla, kuru ekmek arasında ketçap mayonez ve salatalık ısmarlarken, çocukların keyfine diyecek yoktu. Gönlü zengin yemeklerini beklerken, mekanda yükselen kavga gürültüsüne kulak kabarttılar.
-Amca, ya kırılan tabakaların parasını öde ya da bulaşıkları yıka, bunu bilir bunu söylerim ben senin bileceğin iş.
Amcaya kötü davranılmasına gönlü el vermeyen Melek ise, duruma anında müdahale etmişti.
-Kebapçı amca, ben ve arkadaşlarım yıkarız bulaşıkları dert etme, bırak adamı gitsin, çocukları bekler evde.
-Nasıl yıkayacaksın sen okadar boyunla önce bir onu anlat bana,yetişebilecek misin bu çeşmeyi?
Kendisine küçük denmeyi hor görülmek olarak algılayan Melek, damarına basan amcaya büyük olduğunu kanıtlamak için, gösterilen lavaboya mekandan bir sandalye uzatıp, üstüne binip söylenmeye devam etti.
-İşte  böyle, ben ve arkadaşlarım kahramanız amca, geliriz üstesinden evel Allah.

- İşte şimdi  hak ettiniz benden birer hamburgeri, küçük işçiler!







20 yorum:

  1. Balkan'casını çok anlayamadım o yüzden bir de Türkçe'sinden okudum.
    Çok sıcak çok samimi, çocukların küçücük bedenleri altında ki kocaman kalplerini anlatmışsın. Hikaye dilin muhteşem, bu arada hoş geldin. Çok mutlu oldum seni gördüğüme.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi ki demek doğru Türkçesinide yazmışım şive doğru biraz zor. :)
      Canım sevmene sevindim ki hoşbulduk bu arada bende burada olmaktan mutluyum ki :)
      Çocukların kalbi ne kadar masum dimi ne kadar büyük keşke onlar yönetseler diyorum ben dünyayı :)
      Yorumun için teşekkür ederim canım :)

      Sil
    2. Evet keşke büyük insanlarda çocukların masumluğunu taşıyabilse..

      Sil
    3. Malesef kötülük insanların masumiyetini yok ediyor...

      Sil
  2. Bu kızları özlemişim :D
    Özel olarak eklenmiş ikinci kısma bakmadım bile hiç. Çünkü yazarın yazıyı kafasında yazarken ilk cümleleri kullandığını sanıyorum :). Ve gayet de anlaşılır. Mesela Deep'in yazdığı Muharrir El İnsani serisi var. Yazı içerisinde şu kelimenin anlamı nedir dediğinde net bir cevap veremeyebilirim. Ama her iddiasına girerim ki yazıyı okuduğumda, gayet iyi anlıyorum.
    Hani bir yapbozda bir parça koyduktan sonra yanına, yanına, yanına gelecekler kafada nasıl canlanır ve bir araya gelip nasıl resmi oluşturularsa bu yazı da öyle. Bir kelime yazılıyor ve o kelime yazıldığı anda yanına hangi kelimenin koyulacağı tesadüfe bırakılmamış. Bilerek, bu böyle olmalı diyerek. Ve hiçbir başarı tesadüf olmadığı gibi bu kadar iyi yazı yazmak da tesadüf değil.
    Çok tebrik ederim :) Yazdığını görmek ve bu hikayenin devamını okuyabilmek beni sevindirdi :)
    Görüşmek üzere, sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tatlı kızlar öyle dimi ya :)
      Bende bu düşüncende diretmeni çok seviyorum.Yazıyı yazarın yazdığı ve hissettiği bir şekilde okumayı anlamayı istemen çok hoş.
      Bu durum birazda dili zor okunan kitaplara benziyor dimi,deepin Muaharrir el insani aynen öyle.Durup tek tek kelimesine bakarsan anlamakta zorluk çeker ama bir bütün okursan anlarsın sonradan kelimelere bakmakta ayrı bir keyif ben öyle yapıyorum deepin hikayesinde :)
      Ayrıca yorumun okadar motive ve destekleyici bir etki barındırıyor ki çok onurlandım bunun içinde ayrıca teşekkür ederim sana Şenaycım :)
      Bu bir anı hikayesi anılar bitince bu hikaye ozaman biter yani bu kızlar daha çok çok burada olacaklar :)))
      Tekrar tekrar teşekkür ederim...

      Sil
    2. :) Hani edebiyat kitaplarında vardı ya divan edebiyatından örnekler verilirken bir metnin aslı bir de Günümüz Tükçesi başlığıyla. O günümüz Türkçesi başlığıyla verilen hiç diğeri gibi müthiş satırlara sahip olabilir mi, sanmam.
      Kolaycılığa gerek yok sanki, anlaşılmak istenen şey bence anlaşılır yoksa matematiği kimsenin anlamaması gerekirdi. Anlayıp, anlatıyoruz bir de üstelik :)
      Velhasıl ben olsam ikinci kısmı eklemezdim bile :D
      Bir süredir blog okuduğum için, paragraf dolduranlarla, yazı yazanları ayırmam çok zor olmuyor :D İnan hep aynı şeyi farklı kelimelerle tekrar tekrar okuduktan sonra, böyle yazılar görmek asıl benim için çok motive edici oluyor. :)
      Yazmaya devam etmeni, yazılarını okumayı çok isterim.
      :)

      Sil
    3. Şenaycım söylediklerini çok iyi anlayabiliyorum.Ben yazdım e sende okuma zahmetinde bir bulun diyorsun. :)
      Benim doğru yazılışını ekleme sebebim Balkan şivesi olduğu için.
      Normalde Makedonyada yaşayan Türklerde sizlerin insanı ama sonuçta şive bu her yörenin başka oluyor ve her yörenin şivesini anlayacağız di ye birşey yok.Osmanlıca söz konusu olsa o başka o bir şive değil eski bir dil bugünün Türk topraklarına ait ve kendi tarihinin kelimelerinden bilgili olmalı birazda bir Türk vatandaşı.O yüzden mesela Deepin Muharrir el insani hikayesi gene örnek alıyorum açıklama gerektirmiyor çünkü Osmanlıca bir öz geçmiş dili Balkanca bir şive.Bende okuyucuyu bu yüzden yormak istemiyorum.
      Ha mesela senin gibi farklı davranıp anlamak isteyip gayret gösterene ise yazı daha hissedilir oluyor.
      Hakkımda söylediklerini ne kadar hak ediyorum bilmem ama daima dışardan daha iyi değerlendirilir insan o aşikar.
      Teşşekkür ederim düşünceli davranıp bu detaylı önemli yorumu yapıp yazılarıma verdiğin değer için :)))

      Sil
  3. Balkan yöresinden anlatım güzel olmuş zorluk çekmedim okurken.
    Boşnaklar,yugoslavlar,arnavutlar,bulgar göcmenlerinden gelen karışık insan gruplarıyla bir arada uzun süre yaşayınca insan zorluk çekmiyor:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okurken eziyet vermediğime sevindim :)
      Bir kaç etnik grup insanlarının bir arada yaşamalarının zorlu yönleri olduğu kadarıylada keyifli yönleride vardır öyle dimi alışıyor tabi insan :)

      Sil
  4. haahah ne kadar tatlı onlar öyle ya :)
    Elveda Rumeli izlemiş biri olarak şiveyi anladım tabi ki :D
    Ablam daha sık yazsana ya senin yazını görünce heyecanlanıyorum :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocuklar hep çok şeker zaten ya :))
      Bak nasılda biliyorsun sevdiğim şeyleri bir de elveda rumeli diyon çok özledim o diziyi yazın daha rahat olursam gene izliycem :)
      Ayy valla mı yazarım ya ama bende
      senin yazdığını görünce mutlu oluyorum.Ne güzel abla kardeşli bloglu olduk hihihi :)))

      Sil
  5. Ben Melek i çok seviyorum yaaaa :) Jysra cım bu öykülerin bölge dilini konuşabilen tiyatro sanatçılarıyla sahnelense valla ilk seyircisi ben olurum.Çünkü Elveda Rumeli yi hiç kaçırmaz izlerdim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Melek kendi özünde devlet gibi bir çocuk büyümüşte küçülmüş Merve sessiz arada ablayı örnek alıyor.Diğer küçük arkadaşımızda ekşınlara çocuk yaştan alışmaya çalışıyor :)))
      Sen yeter ki gel oyuncusunuda Melek Merveyide bulurum ben sana ❤❤

      Sil
  6. Merhba bnde blogunuzu yeni kesfettim bloguma beklerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar uğradım bile :) sizede yorumunuz adına teşekkür ediyorum..

      Sil
  7. Ne güzel bir şiveymiş. Okurken biraz yorulsam da hoştu. Zamanla ilerletirim herhalde. Dinlemesi daha zevklidir ama.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet balkan şivesi işte.Altta zorluk çeken olursa diye normal yazılım halide ekli :)

      Sil
  8. Göçmenlerim az çok bildiğim için çok zorlanmıyorum :) gayet güzel paylaşım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlaşılır olmak çok güzel sevindim.En içten sevgilerimle :)

      Sil