8 Ağustos 2015 Cumartesi

Çocuktum 2


NOT: Yazıda ki dialoglar Balkan ve yöresine ait konuşma ağzı ile anlatıldı , doğrusunu okumak isteyen veya zorluk çeken olursa diye altta doğru yazılışıda ekli.


-Çiçekçiiiiii!
Başımın belaları nerede kaldı demeye gerek duymadan, Sadriye hanım dışarıdan gelen  çocukların kışkırtıcı seslerine karşılık, romatizmadan ağrıyan yerlerini eliyle tutarken, kalkıp kapıya doğru ilerledi.
-Kız gene siz! Allah tüketmiydi emi sizi miri evlat,  nasıl tükettınız bahçemi, bakarken turli budala filmleri.Çiçekçi olaymişler, kışt ordan gitti bahçeçigım,çiçeçelerım,birtanecik kızçelerim, siz kopartırırken vay banam!Allahtan günah, hiç mi ügretmediler size, yanayasınız cenemde.
-Biz satayız bunlari Sadriye teyze ,sen anlamayn hiç, bize de günah değil mi e te senda yakalayamayn oh canıma deysın koşta yakala.
-Edepsız bir kerem,  bak beriye çikarse Sadri enişte gürecesın!E te da bir kere derım, gürmiym  artık sizi burda  se kafiçelerınızı kıracim.Mıri senın adıni yok Melek, şeytan koymaliymişler, yanlış etmişler.
Sadriye teyze ağlaya dursun, ağıtlar getirsin cansız çiçeklerinin üzerine,  Melek için önemli olan, kendi  günlük rutinini yerine getirmiş olmasıydı.Sadriye teyzenin öfkesine karşılık kıkırdayan Melek, arkasında kardeşi Merve ve arkadaşının saklandığı  iki ödleğide koruyor, gözünü kırpmadan gülüyor, elini ağzına götürüyordu, kahkalara boğuldukça.
Görünüşte acımasız olan Meleğ’in kalbinden geçen asıl amacını anlamak, belli ki de yıllar gerektirecekti.
Oğlu üniversite okuyan Sadriye teyze, evladının  hep yolunu gözler, hasretini çeker,kahveden  dönen yorgun eşinin horlamasını dinlemesiyle, kadın programları izlemek olurdu tek eğlencesi.
Melek bunu biliyordu o kadının çocuk sesine hasret kaldığını, yüzündeki çizgilerin  hafif sarkık olmasına rağmen, hala hayat dolu bakan mavimsi yaşlı gözlerinden anlıyordu.
 Yıllar sonra kim bilir, bu üç arkadaş büyüdüğünde ortada belkide koparılacak bahçe bile kalmayacaktı, belkide Sadriye hanım sırf o çocuklar kapısına gelip öfkelensin diye o çiçekleri ekiyordu.Melek bu gerçeği çok önceden biliyordu.
Bir de Sadriye teyzenin  gerçek ismi neydi bilinmez, çünkü eskiden kadınlar eşlerinin isimleri ile çağırırdılar.
 -Melek haydi gidelım, artıkın korkmaya başladım!-dedi Merve.
- tamam eşşoğlueşşek gideyz, korkma te oka senda aman!
Melek Baykalın oyunculuğu etkisinde kalan küçük Melek, kendisinin rolünden bir replik atmaktada alt kalmamıştı.Sadriye teyze tehlikesini atlattıktan sonra, ellerinde ki kopardıkları çiçekleriyle, sokak, sokak “Çiçekçiii, çiçek isteyen yok muuu” diye avaz, avaz bağıran çocuklar, şehirde hiç te alışkanlık olmayan bir şey yapmaktaydılar, kendilerince televizyondan izlediklerini hayata geçiriyorlardı.
-Meleek!
-Ne var mi?
-Bak te bu güli koyar misın saçımın arasına?
Önde yürüyüp  koruyuculuk taslayan Melek, arkasını dönüp yaklaşarak, arkadaşının boynunda zor yetişen  kısa saçlarını kulağının arkasına doğru düzeltip, gülü yerleştirmeye çalıştı.
-Dur bakaym bir...Ayyy tam nasıl artistka oldun !Nasıl o ne seveydın sen, ne idi adi  dur Ro-Rilinda,Linda.
-Rosalinda o Rosalindaa akıllim, Fernando Joseye aşık o dizide amaa!
-Aman be nerden bileym senın pembe dizilerini, te o işte ne dersın.
Biliyordu, Thalia Sodiye benzeyen hiçbir yanı yoktu, saçının aynı karamel rengi olması dışında o kısa boyu ve tombiş göbişiyle.Melek arkadaşının bir gün o sanatçıya benzeme hayaliyle yaşadığını biliyordu, ondan kendisine hep umut dolu sözler söyler, ona benzediğini inandırırdı.
-Haydi kaytarmayin, vazife başındayiz çiçekçiiii!
Kendi sokaklarının başına tam ayak basıyorlardı ki o sokaktaki ilk evin kapısı açılıp, Melek ve Merve’nin arkadaşlarının anneannesi beliri verdi içeriden.
Uzun örülü saçı, başında oyalı tülbendi, altında utangaç bir genç kız gibi, saklanırmışçasına ki hallerinden vazgeçmişçesine,hafif dağınıktı anneannenin saçı.Alnında ellerinden kalan un iz vardı.
Bir elinde oklava, diğer eliyle çocuklara yaklaşmaları için talimat veriyordu.
-Gelın kızçeler, koşun çabuk düşmedan!Yapmişım pideler, isi dırler!
Anneannesine koştu kızçelerden biri, beline sarıldığı boyunun yetişebileceği kadarıyla.Anneanne torunu kirletmesin diye ellerini havaya hafif kaldırırken, küçük kız konuşmaya başladı.
-Anneannee, hoşaf yaptın mi hoşaaf?
-Hemi de kızılcıklardaan, izvarli pide de var kız zilli, haydi çagır ayaktaşçelerıni soğutmadan pideleri !



***
 
-Çiçekçiiiiii!
Başımın belaları nerede kaldı demeye gerek duymadan, Sadriye hanım dışarıdan gelen  çocukların kışkırtıcı seslerine karşılık, romatizmadan ağrıyan yerlerini eliyle tutarken, kalkıp kapıya doğru ilerledi.
-Kız gene  mi siz! Allah sizin belalarınızı vermesin emi evladım,  nasıl da tükketiniz bahçemi, hep o saçma sapan filmleri izleye izleye geldiniz bu hale .Çiçekçi olacakmışlar , hadi oradan gitti güzel bahçem ,çiçeklerim,birtanecik kızlarım, siz kopara kopara vay benim başıma !Allahtan günah değil mi , hiç mi öğretmediler  size, cehennemde yanacağınızı.
-Biz satıyoruz bunları Sadriye teyze ,sen anlamıyorsun ki hiç bizi , günah değil mi bu çocukları, e sende yakalayamıyorsun ki hiç bizi ,oh canımıza deysin işte, azcık koşta yakala.
-Edepsizler  sizi,  buraya baksana sen Sadri enişten çıkarsa görürsün sen!Bir kez daha uyarıyorum bakın, görmeyeyim sizleri artık burada  yoksa kafanızı kırarım anladınız mı?Ah ah senin adını  Melek değil , şeytan takmalıymışlar, yanlış yapmışlar.
Sadriye teyze ağlaya dursun, ağıtlar getirsin cansız çiçeklerinin üzerine,  Melek için önemli olan, kendi  günlük rutinini yerine getirmiş olmasıydı.Sadriye teyzenin öfkesine karşılık kıkırdayan Melek, arkasında kardeşi Merve ve arkadaşının saklandığı  iki ödleğide koruyor, gözünü kırpmadan gülüyor, elini ağzına götürüyordu, kahkalara boğuldukça.
Görünüşte acımasız olan Meleğ’in kalbinden geçen asıl amacını anlamak, belli ki de yıllar gerektirecekti.
Oğlu üniversite okuyan Sadriye teyze, evladının  hep yolunu gözler, hasretini çeker,kahveden  dönen yorgun eşinin horlamasını dinlemesiyle, kadın programları izlemek olurdu tek eğlencesi.
Melek bunu biliyordu o kadının çocuk sesine hasret kaldığını, yüzündeki çizgilerin  hafif sarkık olmasına rağmen, hala hayat dolu bakan mavimsi yaşlı gözlerinden anlıyordu.
 Yıllar sonra kim bilir, bu üç arkadaş büyüdüğünde ortada belkide koparılacak bahçe bile kalmayacaktı, belkide Sadriye hanım sırf o çocuklar kapısına gelip öfkelensin diye o çiçekleri ekiyordu.Melek bu gerçeği çok önceden biliyordu.
Bir de Sadriye teyzenin  gerçek ismi neydi bilinmez, çünkü eskiden kadınlar eşlerinin isimleri ile çağırırdılar.
 -Melek haydi gidelim, artık korkmaya başladım!-dedi Merve.
- tamam eşşoğlueşşek gidiyoruz, okadar korkacak ne var ki!
Melek Baykalın oyunculuğu etkisinde kalan küçük Melek, kendisinin rolünden bir replik atmaktada alt kalmamıştı.Sadriye teyze tehlikesini atlattıktan sonra, ellerinde ki kopardıkları çiçekleriyle, sokak, sokak “Çiçekçiii, çiçek isteyen yok muuu” diye avaz, avaz bağıran çocuklar, şehirde hiç te alışkanlık olmayan bir şey yapmaktaydılar, kendilerince televizyondan izlediklerini hayata geçiriyorlardı.
-Meleek!
-Ne var be?
-Baksana şu gülü saçımın arasına yerleştirebilir misin?
Önde yürüyüp  koruyuculuk taslayan Melek, arkasını dönüp yaklaşarak, arkadaşının boynunda zor yetişen  kısa saçlarını kulağının arkasına doğru düzeltip, gülü yerleştirmeye çalıştı.
-Dur bir bakayım ...Ayyy artistk gibi oldun vallahi !Aynı o sevdiğin gibi, adı neydi dur Ro-Rilinda,Linda.
-Rosalinda o Rosalindaa akıllim, Fernando Joseye aşık o dizide amaa!
-Aman be nerden bileyim ben senin pembe dizilerini, işte o dediğinden.
Biliyordu, Thalia Sodiye benzeyen hiç bir yanı yoktu, saçının aynı karamel rengi olması dışında o kısa boyu ve tombiş göbişiyle.Melek arkadaşının bir gün o sanatçıya benzeme hayaliyle yaşadığını biliyordu, ondan kendisine hep umut dolu sözler söyler, ona benzediğini inandırırdı.
-Haydi kaytarmayın, vazife başındayız çiçekçiiii!
Kendi sokaklarının başına tam ayak basıyorlardı ki o sokaktaki ilk evin kapısı açılıp, Melek ve Merve’nin arkadaşlarının anneannesi beliri verdi içeriden.
Uzun örülü saçı, başında oyalı tülbendi, altında utangaç bir genç kız gibi, saklanırmışçasına ki hallerinden vazgeçmişçesine,hafif dağınıktı anneannenin saçı.Alnında ellerinden kalan un iz vardı.
Bir elinde oklava, diğer eliyle çocuklara yaklaşmaları için talimat veriyordu.
-Gelin kızlar, koşun çabuk düşmeden!Börekler yaptım,sıcak,sıcak!
Anneannesine koştu kızlardan biri, beline sarıldığı boyunun yetişebileceği kadarıyla.Anneanne torunu kirletmesin diye ellerini havaya hafif kaldırırken, küçük kız konuşmaya başladı.
-Anneannee, hoşaf yaptın mı hoşaaf?
-Hemde kızılcıklardaan, peynirli börekte var kız zilli, haydi arkadaşlarını çağır soğutmadan börekleri !




 



14 yorum:

  1. :) trileçe lehçesi olsa gerek bu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen öyle diyorsan öyledir :)

      Sil
  2. Çok güzel, çok beğendim. :) İkinci kısma bakmadım hiç. Yazarın düşündüğü şekliyle okumak daha hoş.
    İnsan insanı anlar nasıl olsa...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevginin dili bir ama dimi bak bu söylediğine daha çok mutlu oldum :)
      Beğenmene sevindim teşekkür ederim canım :)

      Sil
  3. Ama bu Sadriye teyzeyi anneanneyi çok sevdim ne sıcacık yürekleri sevimli dilleri varmış...merakla bekliyorum devamını :)
    Demek yöre kadın isimleri eşlerinin isimlerine - ye ekiyle türetilip sesleniliyor bak bunu senden öğrenmiş oldum bilmiyordum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama anneaneler,teyzeler,ablalar hep pamuk şekerleri gibi dimi ablam içini hep böyle sıcacık edenlerden :)
      Genelde "ye" ve "isa" eklentileri oluyor hatta öyleleri var işte daha günümüzde gerçek isimlerini bilmediğimiz gelinler filan çok gizemli ama hihihi :)))

      Sil
  4. Thalia Sodi ne tatlı yanakları sıkılası :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Thalia Sodi baya güzel bir sanatçı değil mi yaa o kadın ağlasada gülsede hep aynı güzellikte oluyor :))

      Sil
  5. te o ka yaaa :) elveda rumeli dizisi vardı ya bi zamanlar ordan tecrübeliyiz milletçek tatlııım ama yine de üşenmeden altına yazmışsıın ya kocaman teşekkürler <3<3
    çok eğlendim okurken :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dizide bir de daha güzel aktarıyorlardı ama dimi gül güzelim özledim tekrar o diziyi izlemeyi valla :)
      Bir nebzede olsa gülümsetebildiysem yüzünü ne mutlu bana ❤❤

      Sil
  6. ayyyy gördün müüüü baksana "deli müzeyyen" geldiii. pozitiiiiiiifçiğimiz döndüüüüü :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Delii müzeyyen hıhım anladım. :))
      Dur bir dalayım ben şu deliye yoksa uyku tutmaz sağol haber verdiğin için :))

      Sil
  7. Güzel farklı bir yazı paylaşım için teşekkürler içten olmuş ....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim yorumunuz için :)

      Sil