11 Temmuz 2015 Cumartesi

Ştafeta Aşkı


2010

"Evet gençler, bugün ki İngilizce dersimizin konusu “Anılar”...Daha doğrusu Aşk ve Sevgi.
Sizden bugün ki isteğim, bu güzel duygu hakkında bildiğiniz, hissetiğiniz bir  şekilde, bir kompozisyon yazmanız o sırada bizde dil konusunda eksikliklerimiz ve yanlışlarımız neredeymiş göz atacağız, ders işleyeceğiz yani renkli bir durumla.
Gerçi hoş daha lisenin başındasınız ve önünüzde yaşayacağınız bir çok  güzel anınız olacak ve belki de en güzel senelerinizi burada geçireksiniz.Örneğin mesela bu konuya, en iyisi anne ve babanızın tanışma hikayesini anlatarak bir başlangıç yapabilirsiniz.İnanıyorum ki çoğumuz sevgi meyveleriyiz. Evet fikir olarak,kim bizimle yazmaya başlamadan önce, sözlü bir şekilde ben ve arkadaşlarıyla bir kaç şey paylaşmak ister?
Mustafa?"
-Hocam, benim anne ve babam lisede tanışmışlar, böyle yıllara dayalı büyük bir aşk yaşamışlar, evlenmişler sonra üniversite yıllarında.
-Kısa,öz ve etkileyici diyorsun, hoş,peki .
-Adis?
-Hocam, benim öyle anlatabilecek pek bir hikayem yok,annemler görücü usulü evlenmişler, birbirlerini zamanla sevmişler, mutluyuz ama çok şükür.
-Anladım, gizemli bir hikaye olmuş ozaman seninki, ne güzel.
-Hocam ben..
-Tamam,önce Esra'ya söz verelim, sonra sana da döneceğim Mimoza.
-Buyur Esracım, seni dinliyoruz.
-Benim annem ve babam 12 yaşındalar iken tanışıp, birbirlerini sevmişler.
-12 yaşında mı? Çocuk yaşta mı, inanmıyorum, nasıl olmuş bu?
-Ştafeta günlerinde tanışmışlar, aslında aşık olan taraf babammış ilk başta.
-Ştafeta mı, oda neyin nesi?Bizler yeni öğretmenlerde yeni çağ sayıldığımız için pek bilmiyoruz bu olayları.Platonik bir başlangıç ha, biraz daha anlatır mısın?
-Tabi..Babamın bana hep anlattığı gibi bir şekilde anlatmaya çalışırım bende...

1986
Yaz'ın gelmesine az  kala, sıcak günler kendilerini  hissettirmeye başlamıştı,okulların kapanmasına az kalmıştı ki 6.sınıfa girmenin havası vardı duruşumda, aslında bunu en çokta arkadaşlarıma ayak uydurabilmek için yapıyordum.Geçen yıl orta okula girdiğimden beri, yıl sonu dostlarımla hep takım elbise giymek için sözleniyoruz, daha büyük hissederiz böylece kendimizi, ben kardeşimin takım elbisesini çalarım hep. Tenefüslerde okul bahçesini gezip, kızlara hava atarız böylece.
Sıcak filan olur, büyük gelir giydiklerimiz ama kıvırırız bir şekilde kollarımızı paçalarımızı, arkadaş grubuna girmek için bu şarttırda ondan, racona tersti başka türlüsü.
Akşamda konserim var, Ştafeta konseri, bu konserler aralıksız her yıl, Yugoslavya içinde  ilk mayıs haftasında, 7 gün kutlanır.Bende koro grubunun piyano çalan çocuğuyum, bir kaç yıl gözde öğrenci seçiliyorum, öğretmenlerime göre müzik kulağı varmış bende, eğitimsiz piyano çalabildiğime göre,bir de haylazlıklarım olmasaymış iyiymişim diyorlar.Neyse işte akşam hazırlanmanın tembelliğini yaşıyordum şimdiden.
Bunları düşünürken diğer bir taraftan yürümeye devam ediyorum,okulun futbol sahasını az biraz geçince kaçmamamız için örülen, boyumuzdan yüksek duvarlara tırmanıp, engelleri geçiyoruz.
Üstümüz başımız resmen batıyor bu sayende ama olsun değerdi
.Sonra Lütfü amcanın pastanesine gittik, karşı sınıftakilerden Erhan'nın başka okullardan okumaya gelen öğrencilere karşı, sergilediği iğrençliklerine tanık olup gülüyoruz.
-Kızlaaar, bu sıcakta o limonata çiş gibi olmamış mı yaa, valla ben bu Lütfü'den şüpheleniyorum, acaba gerçekten bir şeyler mi karıştırıyor bunun içine.
-İğrençsin, defol salak şey.
-Tamam ya, ne kızıyorsunuz, iyilik te yaramıyor Allah, allah.
Erhan kıkırdıyarak yoluna devam ederken, bizde çapraz bağladığımız ayaklarımızın üzerinde oturmuş kaldırımdan kalkıyoruz, zil sesinin yankısını uzaktan duyduktan hemen sonra.
Dönme vakti gelmişti artık, hocaları inandıracak raporda kalmamıştı.Doktor raporu göndere göndere, domuz gibisiniz diyorlar her birimize, hasta değilsiniz deyip böylece basıyorlar kaleme derste yok yazmayı.
Sonrada babalarımızdan dayak yeriz ah kahpe kader.
Her neyse, karşıdan geçiyorduk ki Lütfü amcalardan çıkan bir gurup öğrenci daha gördük.
Dört kız, onları hiç daha önce görmemiştim oysa ki .Olduğum yerde kalıyorum, aralarından biri o anda esen tatlı bir rüzgarı andırıyor.Nasılda uçuşuyordu beline varan saçları.Yok bu buralı değildi, nereden gelmişti ki bu melek.Nasıl  güzeldi gözleri, arkadaşlarıyla gülüşmesi.Birden arkamdan iten bir el hissediyorum, orada olduğum yerde yığılıp kalıyorum böylelikle.Ardımdan vurupta hem gülüşmeleri duymaktan utansamda  öfkelenmeyip ondan önce ki hissetiğim duygularla meşgul oluyorum.
-Heey dostum,nereye uçtu o küçük beynin?Kimi kestin yine gözüne?
-Şu...şu karşıdan gelen kız..Yani kız-lar...Kim bunlar, hiç görmedim daha önce.
Aslında kızlar diyerek siyah saçlı kızı kastetmekten korkuyordum ya da kıskanıyordum her neyse, G. ve A. arkadaşarımın onu fark etmelerinden ,ürküyordum bir şekilde ya  onlarda hoşlanırsalar diye,ne tuhaf.
-Hee sen Kardeş okulundan gelen öğrencilerden bahsediyorsun.Yeni oğlum onlar, bu sene geldiler, senin benim gibi, beş senelerini burada çürütmediler.Valenciya'yı kastediyorsan, bence sen ondan umudunu kes.Onun burnu yükseklerde, çalım satan bir kız o belli, haklıda, güzel ve alımlı, hakkını yemeyelim.Hani o sana ömrü billah bakmaz diyorum.Neşe Karaböceğe bağlama diye sonra diyorum bu genç yaşında ya.Ayrıca Ştafeta'da şiir seslendirecekmiş bu akşam...
-Oğlum, ulan Sadettin nereye, heeey! Okul ne olacak!?
-Boşveeerr yok yazsınlar, ben akşam ki Ştafeta konserine hazırlanmaya gidiyorum...

6 yorum:

  1. Sevdim bu yaşam kesitini ve arkası ne zaman diyorum..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaz boyunca hep buralarda olup birşeyler karalarım ablam bugünlerde gelir kısmetse devamı inşallah :)
      sevdin mi gerçekten azcık komik tatlı bir kaç ayrıntı işte hihihi :))

      Sil
  2. heeeey dur bak gülcen dediğin de miiiiiiii heeeeey :)))) yaz sana enerji getiriyooooooo :)))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Takendisi :)))
      Kız kardeşim şey diyor hep ablamın eşidir yaz garibim hep gurbetten gelmesini bekliyor yazın.Kış uykusundan uyanmış gibi oldum :)

      Sil
  3. çoook tatlı yaa :) konuşmalara bayıldım ştafeta nerdeymiş ki

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şehirde kutlanırmış ki açık alan şehir parklarında olurmuş ki bu etkinlikler hala böyle kutlamalar filan hep o alanlarda olur :) Okullardan yetenekli olduklarını düşündükleri öğrencileri toplar şehir korosu kurulurmuş eskiden bir sürü etkinlik için bir araya gelirmiş bu öğrenciler öyle valla birtanem :)

      Sil