19 Temmuz 2015 Pazar

Ştafeta Aşkı 2


1986

Okulun ilk günüydü bu gün.Tatil günlerimin çoğunu Novi Sad’ta geçirdim.
Babamın Sırbistan'da çalıştırdığı bir bakkal dükkanı var.Ana okulunu orada okumuştum.
Oradan da arkadaşım çoktur.Babamın son günlerde tüm çabası, üniversiteye hazırlanan abimi okutabilmek adına.Abimin dersleri yüzündende, annemde gelemedi bu yıl yanımıza.
Babam geceleri arkadaşlarımla çıkmama kızıyordu  ,belli belirsiz siyası karışıklıklardan dolayı, Tito'nun ölümünden sonra artık huzur yok diyor Yugosllavya'ya.
Her neyse  dükkanda iş bittikten sonra, genelde kamyon arkasına saklanır, babamın eve gittiğime dair söylediğim pembe yalanlarıma inanmasını bekliyordum ve  o evin yolunu tutana dek onu gözlemlerdim.
Tehlike babam uzaklaşıp, kayıkla beni bekleyen arkadaşlarımla, Tuna nehrine açılıncaya  dek devam ediyordu.
Sonra çocukluk arkadaşlarımla güle, oynaya, müzik eşliğinde sabahlıyorduk.
Daha erken döndüğümüz vakitler, bizim kamyonda uyurdum, yok geç dönmüş isem, önlüğümü takar işe koyulurdum hemen.Babam haylazlıklarıma kızmasın diye o gelmeden yemiş tezgahlarını kurardım dışarıda, oda her şeye rağmen zamanında  yetiştiğim için azarlayamazdı beni.
Her neyse, memlekete dönüyorduk ki çok ilginç bir olay geldi başıma.Onu gördüm, yani yolda karşılaştık.
Ştafeta kızı Valencia'yı!Ştafeta gecesinde bütün çabalarıma rağmen beni fark etmemişti, hatta okulda kalan günlerimizde bile gözüne batmamıştım.Yolculuk sırasında karşılaşmamız çok iyi olmuştu.
Ailesiyle birlikte Türkiye tatilinden dönüyorlardı, Bulgaristan sınırlarından geçmişler.
Babam ailesini görünce, Üsküpte ki benzin istasyonunda ki yolda durmuş, onları selamlamıştı, daha önce tanışıyor gibiydiler.
Hay aksi! Bir de şimdi akraba çıkmayalım.Zaten ama küçük kasaba bizim yaşadığımız canım, herkes birbirini tanır diye kendimi teselli etmeye kalmadan, kızın arabadan çıkmasıyla zaten aklım başımdan gitmişti.
Rüyama hep ştafeta kıyafetleri olan, kaptan kızı elbiseleriyle uğruyordu: başında şapkası, boynunda ince kırmızı şalı ve beyaz üzerine lacivert çizgili bluzu o görünüşe şimdide yaz kıyafetleriyle ki güzelliği eklenmişti.
Gül kurusu renginde kısa pantolonu ve aynı renkte ki üstünde uçuşan ince askılı bluzu, süt renginden çikolataya dönen tenine ne de çok yakışmıştı, yeşil gözlerine daha bir belirginlik katmıştı, bir de mavi küpeleri vardı, insan yolda bile  bu kadar güzel olmayı nasıl başarıyordu anlamış değildim.  
Kızdan önce ama beni fark eden erkek kardeşleri olmuştu, öyle ki bana ters ters bakmalarıyla nasibimi almıştım.Yazın kalan günlerinde aklımdan hiç çıkmadı, babamdan öğrendiğim işi amcamın yanında devam ettim, onda çırak olarak çalıştım, artan vaktimde Valencia'nın hayatı hakkında durmadan bilgiler topladım.
Onu yolda gören arkadaşlarım hep gelip bana haber verirdiler, orada burada gördük seninkini diye, bende bu sayede kalabalık bir aileden geldiğini, evini, en sevdiği rengin kırmızı olduğunui, ilgi duyduğu herşeyi yavaş yavaş öğrendim .
Yürüyerek sürdürdüğüm rüyayı,  elime tutuşturulan bir dergi parçası sonlandırıyor.
-Heey Sadettin baksana!  Seninki yine şiir yazmış, bütün okulun dilinde, görmek istersin diye düşündüm, bu kıyağımı unutmazsın artık.
-Nurdan kız kardeşim nasılsın ..bu iyiliğini unutmam tabi çok sağ ol.
Nurdan, Valencia'nın en iyi dostlarından,  biraz ilginç bir kişilik, arkadaşları gibi cici bici bir şey değil  ama nice erkeklere  taş çıkartır. Öyle ki dergiyi açtığım anda, ortasında bir fotoğraf buluyorum, Valencianın şiir yazdığı o  sayfaya konmuş fotoğraf.Bu kare Nurdan'nın Valencia ile çekildiği bir fotoğraf, yine kendince kız bana yardım etmeye çalışmıştı iyi kalpliydi,yüzümde ki hafif tebessümü devam ettiren ise, Valencian'ın okumaya başladığım şiiriydi.Ştafeta gecesinde piyanomla eşlik ettiğim o şiirdi!Söyle diyordu bir dizesinde
“ Dünyayı olduğu gibi sevmek istiyorum” diye.
Evden alel acele çıktığım için, okul koridorunda, zil çalmadan, yol üstü aldığım sıcak gevreğin arasında, kalıp çıkolata koymuş, karnımı doyurmaya çalışıyordum ki, bizim sınıfa girmeye hazırlanan Valencia'yı hafif kilolu bir kızın ittiğini görüyor, arkasından bende koşuyor ve konuşmslara şahit oluyorum.
-Sen dünyayı olduğu gibi sevmek istiyorsunda dünya senin görmek istediğin gibi değil şekerim işte böyle acımasız...-diyen kıskanç kızın sataşmasına el koymadan, Valencia çarptığı  kolunu tutarak bizim sınıfa giriyor.
İlk günden yine iki sınıf ortak ders tutacaktık anlaşılan, bu da benim yararımaydı.
Sınıfa girdiğimde onu orada ki bir sırada oturduğunu görmek, yüzümü aydınlatmıştı hemen.
Arkasındaki sıranın boş olduğu fırsatını kaçırmayıp, yerimi alıyorum bende ama içimde buruk bir sevinç var, acaba  kolu acıyor muydu hala.Onu güldürmenin bir yolunu bulmalıydım, konuşmak için uzandığım arkasına dokunduğumda, ipek gibi saçlarından en güzel bahçe kokularını alıyorum, ardından ise hemen dönüyor bana.
-Ne var, ne istiyorsun?
-Şey, ben...Bir şey soracaktımda...Yani acaba... Senin anne ve baban şeker hastası mı söylesene?
-Hayrola  sen doktor musun, şekerlerini mi ölçeceksin?diye yanıt verip dalga geçsede yinede yüzünün her anlamda gülümseyebilmesine, benimde moralim yerine gelmişti ilk kez konuşuyordu benimle.
-Yoo , senin bu kadar şeker olman nereden geliyor öğrenmek istedimde, merak işte.
-Görürsün sen şimdi!
Müdahaleye fırsat bulamadan, sınıfa giren  öğretmene beni şikayet etmesiyle,  önünde hem sopa yiyip hemde kulağımdan çekmişti hocam.Olacak iş miydi şimdi yani'Rezil olmuştum.
-Şimdi kızdan çabuk özür dile!
-Sevmekte mi suç hocam ya !



10 yorum:

  1. Aaa çok şaşırdım sonunda kızdan öyle bir tepki beklemiyordum.
    Etkileyici bir yazı, hoşuma gitti oldukça :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Azcık inatçı kız ya :)
      Biz kadın milletinden herşey beklenir ama ya :))
      Çok teşekkür ederim okuyup sevmene çok sevindim :)

      Sil
  2. ayy kiza bak ya oturmus sikayet etmis piyanist oglani:) cok tatli bi oyku bu yaaa. ♥♡♥♡♥
    aşık erkekler yazik cok cekiyolar boyle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu hikayede bende oğlanın tarafındayım saf aşık ya çocuk işte daha kız ise azcık acımasız :)
      Yazık ama dimi aşıklar üzülmesin bir de bu gerçek bir yaşanmışlık :))
      Çok teşekkür ettim birtanem ❤❤❤

      Sil
  3. aa bunu sen mi yazdın?
    çok kaliteli bir roman okuyormuşum gibi okudum ben, tebrik ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene çok sevindim :)
      Gerçek bir yaşanmışlık bu anlatanın ağzından yazıyorum bende duyduklarımı :)

      Sil
  4. Merhaba, öncelikle blogunuz çok güzel. Sizinle blog arkadaşı olmak isterim. Sizin için uygunsa yeteneklieller.com u blogunuza ekler misiniz? Daha sonra siteme yorum yazarsanız ben de sizi eklerim. Hem böylece daha çok insana ulaşmış oluruz. Kolay gelsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba :)
      Peki en kısa zamanda sayfanıza uğrayacağım

      Sil
  5. Devamı olsun böyle yazıların, çünkü çok akıcı ve çok samimi bir anlatım gördüm, çok ta sevdim! Bize de beklerim, sevgilerle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevindim beğenmenize hoş geldiniz bu arada :)
      Tabi uğarım sık sık,sevgilerimi iletiyorum bende :)

      Sil