7 Temmuz 2015 Salı

Deniz'in Hüznü

Dışarıda ki soğuk havaya davet fırsatı vermeden, ardımdan kapatıyorum kapıyı.
Hızla çıkardığım mantomu ise, Katya  ablama uzatırken, babamın durumunu sormakta gecikmiyorum telaşlı bir halde.
 -Bu gün nasıldı Katya abla ?Düzenli alıyor mu ilaçlarını,yolunda gitmeyen bir durum yok dimi?
“Katya” annemin kadim dostu, uzun yıllar  bizim yanımızda çalışmakta.
Kendisi 48 yaşında,orta boyda, ela gözleri bir de hep boyun altına topladığı gür saçları olan bir kadın.Genç yaşta  kaybettiği eşinden sonra, çocuklarının geçimini sağlayabilmek adına ,ailemizin üzerine çok emeği geçmiştir.
-Merhaba Denizcim, hoş geldin. Bir soluklan önce  Mehmet bey iyi, ilaçlarını vaktinde alıyor.Yemeğinede özen  gösteriyorum tembihlediğin  gibi.Yalnız…Boşver, sen nasılsın?
-E-vet, yal-nız… Yalnız ne, saklama benden lütfen?
-Telaşlanma hemen. Öyle sandığın gibi bir şey değil. Yokluğunu hissetmiş olmalı ki, hafta içinde huzursuzdu, yemeğini yedikten sonra bir köşeye kıvrılıp dışarıda ki  insanları  seyredip durdu.
Günlerce gazete okumadı ve aile fotoğraflarınızın olduğu albüme neredeyse hiç dokunmadı.Alışkanlıklarını bırakıyor sanki ne dersin.Benim ki de kuruntu işte canım.
- Desene babam anılarımızdan nefret  edecek kadar gözden çıkarmış beni …  Hastanede durumlar epey bir karışıktı bu hafta   o yüzden uğrayamadım .
Gelmemeliydim belki de diye geçiriyorum içimden.
-Deme öyle, sen onun evladısın, sana kızsa da, darılsa da. Rahmetli  annenizin ölüm yıl dönümü yaklaşıyor hem o yüzden bu tavrı. Kapı çalınışını, gözü, kulağı açık ve heyecanla nasıl beklediğini, bir ben biliyorum,  sana belli etmiyor sadece kuzum.
Ben, içimde ki acının karşılığını suskunluğumla yanıt verirken Katya abla ayak üstü konuşmamıza son veriyor .
-Neyse, hadi geç ,ayakta kaldın. Sana bir ıhlamur kaynatayım, üşürsün sen bu havada bilirim ben iyi gelir sana …Bir de o sırada babanla hasret giderirsin yalnız bırakayım ben sizi…
Merdivenlerin  son basamaklarına dikilmiş bakışını hissedebiliyorum ve ayak seslerimi duymanın ardından, gözlerini başka tarafa çevirdiğini biliyorum.İşte şimdi karşımda o hep umursamaz tavrıyla, bom boş bakıyor, hisleri alınmış sanki ve buda  az önce ki düşüncemden şüphe duymama sebep oluyor geldiğimi ruhu duymamış gibi.
-Ben geldim Ba-ba…-diyip yanına yaklaşmaya çalışıyorum, tereddütlü ve yavaş adımlarımla.
Sarılmaya okadar çok ihtiyacım var ki,beni durduran içimde ki  güç, bende güçlü ama.
Onun yerine diz çöküyorum sandalyesinin yanına. Usulca ellerini ellerimin arasında alıp öpüyorum, kıyamamazlıkla karışık bir korku var dokunuşlarımda.Biliyorum çünkü elimi iterse, boşlukta kalırım uçuruma düşermiş gibi olurum . Ellerini  hızlıca benden ayırırken ,kalbimde ki sancı git gide büyüyor,nereye kadar dayanabileceğime dair bir fikrim yok.
Lanet olası o  günden beri ağzı bıçak açmamıştı, açmayacaktı beni affetmeyi denemediği sürece.
Güçlü olmalıydım ama her şeye rağmen, kolay olmayacağı sözlerini fısıldasamda kendime… Nafile.
 Teselli kalıyor iç çekişlerim.
Babam başını ters yöne çeviriyor,  bense titreyen dudaklarımı dindirmek, akmaya hazır göz yaşlarımı yutabilmek adına yüzümü tavana  doğru kaldırıyor, bakışlarımı orada bir yerde asıyorum .
Allahım bana yardım et.Dişlerimi sıkarken bir yandan kendime zorlukla konuşma gayreti veriyorum.Acılarımızın üzerinde yürümeliydik zamanında,onlardan  ne kadar kaçtıksa o kadar uzak kaldık sevmeye.
-Biraz dolaşmak ister misin… Temiz havayı seversin,gerçi hava pek parlak değil, fakat çok ta durmayız .Sonra bana uğrarız, bende kalırsın… Olmaz mı?
Bir anda celallenip, çocuk gibi coşup önünden kalkmamla, babam bana ters bir bakış atıyor cevap yerine ne kadar boş ve soğuk kalmış orası ne kadar yalnız,  ilk kez gözlerimin içine bakıyor, uzun bir aradan sonra, hoşuna gitmediği şeyler söylediğimin farkına varıp, eski yerime dönüyorum çaresizce.
-Tamam,pe-ki…Biliyor musun,bugün annemin mezarına uğradım, ona en sevdiği çiçeklerinden diktim.
Senden bahsettim bir de.Babam  çok ustalaştı çiçekler konusunda dedim.İçin rahat olsun.Sen burada… o evimizde,  çiçek cenneti kızlarına sahip çıkıyor…
Tuttuğum nefesimi bırakıyorum en sonunda, yanaklarıma doğru yol alan ılık göz yaşlarımı saklayabileyim diye, elimde olmadan babamın kucağına  gömüyorum başımı.Bu seferde hıçkırıklarım  sobeliyor beni.
Hiç birşey umurumda olmuyor bundan sonra. Vereceği tepkide, korkumda, gururumda.Sadece ağlamak istiyorum, bulunduğum  an içinde. Saçmalamıştım doğru, oysa  duygu sömürüsü yapmak değildi niyetim, ağlamak  duyguları söndürürdü benim ise boğazım yanıyordu.
-Çok özledim baba…Bizi çok özledim.Onu ilk kaybettiğimizde, bende senin gibi düşünmüştüm, ne kadar çok çalışırsam okadar düşünmeye vaktim olmayacağını, acıdan kaçmayı istemiştim.
Yanılmışım baba…Her zorluğun karşısında, eskisi gibi annemin eteğinden tutuşturup, arkasından saklanma isteği günden güne büyüyor.İnsanlardan kaçıp, huzuru yüzümü tek bir elinle kavradığın kocaman ama yumuşak avuç içinde bulup, her şey geçecek demeni istiyorum.
Annem öldüğünde öksüz kaldığımı düşünmüştüm, şimdi ise öksüz ve  yetim kaldım.
Sadece kaderime boyun eğmek istememiştim,bedeli bu kadar ağır mı olmalıydı? Ölüyorum baba hem de  yavaş, yavaş…




8 yorum:

  1. arsu,
    ah bu ne güzel bir yazı.
    şahanesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gözü gönlü güzel olan insan seni görmek ne hoş.Teşekkür ettim beğenmiş olmana sevindim :)

      Sil
  2. Okudum yutkundum,yutkundum gözlerim doldu.Nicedir senden böyle güzel yazılar bekledim.Beklememe değmiş doğrusu..kim bilir belki de ardına eklenir yenileri ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bölük pörçük yazıların böylesi hep saklarım bir kenarda ablam ama hiç bloga koymam bu ikinci bir kaç ay önce bunun gibi anlık birşey daha paylaşmıştım . yani genelde ikilemede kalırım ya da cesaret edemem ki ben :)Tamam ozaman değişiklik olsun diye arada diğerlerinide paylaşırım ama sevmene çok sevindim ki ümit dolu oldu içim :)

      Sil
  3. hımmmmmm :) sona bi daa okuyum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Boşver hocam keyifsiz bu yazı :))

      Sil
  4. düşünmemek için, kafamızın içindeki o sesi susturmak için ne çok yıpratıyoruz kendimizi değil mi?
    düşüne düşüne deliren birini tanıyorum, hemde çok yakından.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanın yer yüzünde ki cennetide cehenemide düşünceleri ve duyguylarıdır dimi

      Sil