14 Temmuz 2015 Salı

DEEP SEÇKİLİ FİLMLER 7

SONBAHAR

Bir sessizlik abidesi olan bu Türk yapımı filmde, genç yaşta ömürlerini Sonbahara bırakmış, terk etmiş insanların öyküsü.
Yusuf,  öğrencilik yıllarında girdiği cezaevinden, hasta olduğunu öğrenmesiyle serbest kalır.
Karadeniz Cennetinde ki hayatı aynı kalmamış, bir çok şey değişmiştir, hayatlar yitirilmiştir.
O köy, gürültülü hayatın içinde, biraz sessizlik bulmak isteyen yaşlı insanların yeri olmuş, yorgun insanların, dünya inadına temiz kalanların.
Yusuf'ta artık genç sayılmaz, onun çünkü  ruhu yaşlanmış oluyor, yıpratıcı bir süreçten geçmiş olduktan sonra.Yine de bir yerlerde unuttuğu hayatının arayışı vardır, gizliye, gizliye gönlünde. Bu dönence noktasını, bir hayat kadını olan Eka sayesinde bulmuş gibi oluyor, sıyrıldığını zannediyor, hapis olduğu genç yetişkinlikten o çabucak ardını kovalayan ölümden.
Eka için ise Yusuf, kitap karakterleri kadar masum, gerçek olamayacak kadar iyi, kendi varlığıyla onu kirleteceği düşüncesi kadar temizdir.
Hangi Sonbahar, kendini Kışa teslim etmeden, tomurcuk açmaya hazır olmuş ki?
Her çiçekte kardelen olup, göğüs geremiyor ki maalesef kara kışa.
Zedelenmiş ruhlar, Sonbahara benzer işte ,tam bir harabeyi düzenledim derken, bir kış,kıyamet, bir rüzgar gelip yıkar bütün çabalarını...


PROFESYONEL
 Miloşeviç zamanında, tedbir için, birinin hayatını gözetlemekle görevlendiren Sırp yönetimi tarafından Teja, yıllar sonra bir taksici rolünde, senelerce hayatının her anının içinde olan, siyasi konulardan pek içli dışlı olan Luka'nın, karşısına tuhaf bir bavulla çıkar.
Bir yayın evinin sahibi olan Luka, iş yerine uğrayan bu adamın, söylediklerine anlam verememektedir.Bavul ortaya atılınca ise oradan on yılda arda kalan anılar çıkıyor.
Bir şekilde Luka, Teja'nın arkasını topluyormuş gibi oluyor. 
Teja'nın geçmiş senelerinde, Luka gerek bir postacı, bir doktor derken, kılıktan, kılığa girerek, hep Teja'nın hayatının içinde, bir gölge imiştir.
O günler, bavuldan çıkan her bir anıyla anımsanır, filme duygusal, komik, öfke uyandıran savaş, protesto gibi, acı görüntülerde yansır.Sırp yapımı olan bu filmde belki de hiç hoş olmayan sebeplerden, iki farklı dünya insanının ortak yaşam parçalarını izliyoruz..Hayat ne de olsa, çeşitli rastlantılarla dolu




 BERBERİN KOCASI
Hep saçını kestirmeye gittiği mahalle kuaförüne, küçüklükten beri aşıktır Antoine.
Bu kararında büyüyünce de vazgeçmez ve hep bir kuaförle evlenmenin hayalini eder.
Yıllar sonra çocukluğundaki aşık olduğu kadına benzeyen, başka bir kuaföre aşık olur, hayatını kurar.Evlendikten sonrada eşinin dizinin dibinden ayrılmayan Antoine ve Mathilda'nın tutkulu aşkları sayesinde, bir ilişkinin ince, şiirsel ve dokunaklı, farklı bakış açılarını seyrediyoruz.
Mathilda'nın ansızın yağmurlu bir gecede intihar edip, geride bir mektup bırakması, şaşırtıcı değil aslında.
Hani vardır ya zirvede olan tutkular, büyüsü bozulması istemeyeceğimiz farklılıklar, hayaller, aşklar... Mathilda öyle bir aşkın yıkılabileceğini sezdiği  anda, büyüsünün etkisinde bırakıyor duygularını , en zirvede  bir aşk yok olmasın diye, çünkü sonsuza kadar süren bir aşk yok ama bu şekilde ölümsüzleşiyor.Gerçekleştirdikten sonra hevesi kaçacağına dair korktuğumuz hayaller, vazgeçtiklerimiz öyle işte bu izlediklerimiz.Bir fransız yapımı olan filmde anlaşılır şekilde gördüğümüz o ki,  vazgeçmek cesaret ister, hep bir sona maruz kalan duygularımızı kurtarıyoruz bu durumda.





ROSETTA
Hayata karşı masum bir iç sesin çatışması, isyanı.Boyun eymeyen, razı olmayan ve daha iyi bir geçim için çabalayan Rosseta'nın, zorlu yaşamı.Fransa,Belçika yapımı bir film.
Daha dünyanın kirli  tarafıyla tanışmaya yüzü çocuk,  kalbi olgun Rosetta, alkolik annesi ve kendini barındırabilmek için, yoksulluğun içinde bir çare, işten işe koşuşturur.
Yaşama arzusu, onu istemese de  bazen kötü bir insanmış gibi göstermeye zorunlu bıraksada, bedellerini hep vicdanı ödüyor.Direnişi, tutunuşu onca insanın içinde bir yardım eli dair görmemesi,  yine de vazgeçmeyişi, insanı izlerken insanlıktan utandırıyor, ne de olsa hepimizin önünden yüzlerce, hayatlarını bilmediğimiz bir çok çaresiz geçiyorda biz bilmiyoruz, daha doğrusu bilmek istemiyoruz.İmkanlar büyüyor, dünya küçülüyor, rüyanın içinden sarsılarak bir uyanış yaşatıyor Rosetta'nın hayatı.



FAKÜLTE
Gençlik, karışıklıklar, sorunlar ve bir okul.Görünürde sadece anormal öğrencilere sahip olduğunu düşündüğümüz bir okulda, aslında durumlar tam tersidir ve öğrencilerden başka her şey normalin çok dışındadır.
Tuhaf davranan öğretmenlerin sayısı artıyordur ve bir gün bir laboratuvar çalışmasında, öğrenciler çok ta zararsız görünen, fakat başlarının belası olacak, bir cismin varlığını fark ederler.
O yaratık, herkesin içine girip, insanları istediği gibi yönetebiliyordur  ve öğrencilerde  kendilerini koruyabilmek, canavarıda etkisiz hale getirebilmek adına, uyuşturucunun bir çare olduğunu bulurlar.Yok olan insanların sayısı artıyordur, en kısa sürede öğrenciler duruma el koyup, okulu uzaylı yaratıklardan ele geçirilmeden, normale çeviriyorlar.Aslında normalde okul senelerimizi canavarlaştıran insanlar, gerçek hayattada olmuyorda değil hani.Doksanlı yılların, bir ABD yapımı olan bu filmde, hafif korku, gizem sevenler için güzel film.


8 yorum:

  1. Berberin kocası ilgimi çeker.
    Fakülte ise İyi başayıp sonradan saçmalayan Rodrigez'in ilk holivut denemesi. Filmin Tek beğendiğim repliği aklımda.

    Mekan kapalı okul havuzunun seyirci bankları
    Sessiz sedasız karakter ile erkeksi çirkin kız konuşuyor.
    sessiz sarı kafa sorar ;
    ''hiç olmadığın biri gibi görünmekten sıkıldım''
    canavara dönüşme sahnesi..
    :)


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Fakülte diğer filmlere göre biraz daha zayıf kalıyor ama heyecanlı işte Deepte zaten üç puan vermişti bu filme diğerleri hepsi onun dört dörtlük izlemeleri :)
      Gizli mesajlar yatıyor her filmin altında dimi :)
      Dilerim Berberin Kocasınıda seversiniz iyi seyirler :)

      Sil
  2. oleeeeeey. ayyyyyy ne güzel böle sık sık yazman ne güzeeeel. az kaldı ramazan bitinceee yaz daha da keyifli olur yaaaa. sen raporu hazırlaaa :) sona gelcem bi deee yazılarını yavaş yavaş keyifle okumak için biriktiriyom

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ağustosu bilmem ama Temmuz hiç bitmesin hocam :)
      Biliyorum ki herşeyi okuduğunu için rahat olsun :)

      Sil
  3. Hepsi güzel filmler Sonbahar çok dokundu içime,ama rosetta da resmen ağladım ya kızın yaşam savaşına :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu listeden benim içinde en dokunaklı Sonbahardı özet yazarken bir kez daha anladım.Rosettanın çabasıda pek hüzünlüydü.Hayatın acı gerçekleri işte :(

      Sil
  4. Sonbahar filmini ben de merak ediyorum bir süredir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonbahar evet en kısa sürede izleyebilmeni diliyorum.Benim bu listeden en sevdiğim Sonbahar zaten kaçırma derim :)

      Sil