6 Temmuz 2015 Pazartesi

DEEP SEÇKİLİ FİLMLER 5


 KİMSEM YOK
Alkolik bir baba, ihanet eden bir anne ve ortada çocuk.
 Anlaşıldığı üzere bu İsveç filminde, yıkılan bir yuvanın, aile dramını izliyoruz.
Anne bir başkasıyla evleniyor.Zor geçinen baba ise,  her zorluğun karşısında, üzüntüsünü illa ki içkiye vurarak kendini ifade ediyor.Bununla birlikte, evladına da pek kolay günler yaşatmıyor, sabrını sınıyor.Yine de büyümüşte, küçülmüş haliyle babasının hep yanında olan küçük kız, kimsenin sevmediği kadar çok seviyor babasını.
Yılların geçmesiyle durum dayanılmaz bir hal alıyor ama baba kötü alışkanlığından vazgeçmiyor bir türlü,hayatı bir çıkmaz.Kızın  bir yetişkin olmasıyla,  sorumluluklarıda artıyor haliyle ve bu sayede çok önemli bir kararda seçim yapmak zorunda kalıyor, ya gidecek, benliğini terk edecek gittiği yerden, babasını ardında bırakarak, ya da kalacak.
Bu da sorgulatmadan bırakmıyor izleyiciyi. Acaba sevdiklerimiz yoksa, biz var mıyız?
 Bizleri biz yapan ailemizdir muhakkak ki.Anne babaların evlatlarına duyduğu sevgi kadar, aynı şekilde onun gibi önemli olan bir şey daha varsa, oda evladın ailesine karşı duyduğu sevgidir.
Anne kızar, baba küser, evlat ihanet eder ama et tırnaktan ayrılmıyor hiç bir zaman,kaç nereye kaçarsan, derin bir iz bu.


İTİRAFLAR
Çocuğunun ölümüyle iki öğrencisini suçlayan bir öğretmen,  intikam soğuk yenen bir yemektir dermişcesine öğrencilerine, yeryüzünde ki cehennemi tattırıyor.
 Çok sakin bir şekilde, fırtına öncesi sessizlik yaşanırmışcasına, yanlışların bedellerini teker, teker ödetiyor.
Günümüzün zararlı aileleri ve sonucunda bu insanların meyvesi olan,  psikolojik sorunlu, ruhen hastalıklı çocukların doğması, yanlışı önce ebeveynde aramayı göz gezdirmeyi yönlendiriyor. Öyle ki bu yazdıklarımı destekleyen,filmin içinde geçen, trajikomik bir söz var " Bana cinayet işlemenin kötü bir şey olduğunu kimse söylemedi".
Japon yapımı olan bir gerilim filmi.Düşünün, size kötülük yapılıyor gerçek  hayatta ama bunu pek te önemsemeyiz.Fakat sevdiklerimize dokunulması  söz konusu olduğundan, en iyi insanların bile sakin kalamayacağı,  böyle bir durum karşısında canavara dönüşmeyen bir tek insan söyleyebilir misiniz? Hayır tabi ki de.


BİR ARADAYIZ HEPSİ BU
Temizlikçi olarak çalışan Camielle, pek te parlak şartlarda yaşamıyordur, bunun sonucunda kendisinin hasta olmasıyla, ona yardım eli uzatan bir komşusu oluyor.
Kızın  bu zor durumuna tanıklık eden komşu Philibert
Camielle aynı evde o ve arkadaşıyla birlikte yaşamayı ikna etmek için diretir.
Philibert'in ev arkadaşı olan Franck biraz ters biridir, bir türlü alışamazlar birbirlerine, Camielle ile  zıt karakterlerdir, bu da ikisinin arasında bir aşkın doğmasına sebep oluyor.Aslında genelde filmlerde hep olduğu gibi,bir aşk üçlemesi beklerken, yine Fransız yapımı olan bu film şaşırtıyor bizleri.
Sıradan hayatın içinden, sıradan insanların basit ama eğlenceli yaşantılarına tanıklık ediyoruz.  Mesela en önemli anlardan biri, aşık çiftin arkadaşlarına kendini ifade edebilmesi için yardım etmeleri, büyük anneye bakmaları, Camiellen resim sevgisi gibi, insanlığın güzel yanlarını anlatıyor.Karakterler çok samimi ve içimizden birileri gibi.


POSTACI
Hayal ürünü olan İtalya,Fransa ve Belçika ortak yapımı olan  filmde, postacı Mario, ünlü şair Pablo Nerudaya mektup taşıyordur.Neruda ve şiirlerine duyduğu hayranlığının, köyün kafeteryasında çalışan Beatrice aşık olması ve şairin şiirlerinden kesitler söyleyerek etkilemesiyle yararını görür.Mario bu sayede evlenir, şahitide hayranlık duyduğu o inan olur yani Neruda.Bu süre zarfı içinde Mario, şiir aşkını bir de Pablo Neruda'dan dinleyip, sever.Sürgün günlerinin bitmesiyle köyden ayrılan şair ve eşi, uzun bir süreç kadar kendilerinden hiçbir haber vermezler, bizim gözü yollarda kalan çaresiz postacı Marioya.Yıllar sonra tatil için köye tekrar uğrayan Neruda çifti, kafeteryada Mario'nun çocuğu Pablito ile tanışırlar.Mario sevgisini evladına Neruda'nın ismini koyarak böyle taçlandırmıştır, ancak özlem duyduğu dostunu ortalıkta göremeyen Neruda, anlıyor ki arkadaşı siyası bir nedende dolayı, hayatını kaybetmiştir.Ardından ise kendi emeğiyle hazırladığı, doğa sesleri kaydettiği o muazzam kaseti bırakıyor Neruda'ya.Başta bir şiir olsa bile dair, anlamakta zorluk çeken Mario, hayranlık duyduğu Neruda sayesinde içindeki estetiği o ince duyguları uyandırıyor, harekete geçiriyor.Hayranlık duyduğumuz şeyler bizleri oluşturuyor, tıpkı yakınlarımıza duyduğumuz sevgi gibi aynı buda.Özümüzü ortaya koyan, içimizde ki farklı inceliklerdir.


AYNI YILDIZIN ALTINDA
Kitabıyla dair, filmiyle de ün kazanan Aynı Yıldızın Altında, ABD yapımı, acıklı bir aşk hikayesinden bahsediyor.Tiroid kanseri olan Hazel ve beyin tümörüyle savaşmış Augustus bir destek grubunda tanışırlar.
Zamanla birbirlerine aşık oluyorlar ve Hazelin bir hayali uğruna Amsterdam yolculuğuna çıkıyorlar, beraberinde bir sürü zorlukla.Çok sevdiği bir yazara, bir kitabı hakkında soru sormak isteyen Hazel, pek te hoş karşılanmaz ve hayal kırıklığına uğrasada, herşeye rağmen iki sevgili bir arada olmanın mutluluğunu yaşarlar yinede.
Zorlu bu hayat savaşı içinde, ilk hayatını kaybeden Augustus oluyor, çok hüzünlü bir şekilde ama filmin zaten aynı zamanda çok güzel sözlerinden biri olan "acı hissedilmeyi talep eder" uğruna acı çekeceğin biri olmalı diyor.Başka diğer bir önemli sözlerinden ise "dünya dilek gerçekleştirme fabrikası değil"maalesef, keşke olsaymış…


10 yorum:

  1. Postacı gerçekten çok güzel ve etkileyici bir film. Aynı Yıldızın Altındayı da yine bugunler de izlerim diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Postacı evet şiirsel ince bir ruhla işlenmiş.
      Aynı Yıldızın Altında oda güzel iyi izlemeler şimdiden :)

      Sil
  2. oleeeey. ya ne filmler ama yaaa :) ben dinleniyon sanıyom ama sen yazıyon seniiii seniiiii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bak şimdi kendimi suçlu hissettim dün hani sen bana dinlen demiştim sende tatil vermiştin kendine Pazar filan söylemiştin ya ama yorulmuyom ki dinlenme hali bu işte dediğinin tersini yapmam ki ben yalanda söylemem sana öyle görevlendirdiğini düşünme sakın öyle hissettim çünkü birşeyleri ama iyi ama kötü yerine getirmek büyük mutluluk huzur veriyor dinlendiriyor işte :) Sen bunları illede izle ya da yaz da demedin sen iyi ki önerdin ben de iyi ki izledim böyle işte. :) Yazın herkes yorgun olur ama ben yaşadığımı hissetmek isterim çünkü ben senin çekirge öğrencinim ama dimi :) Uyuyup uyanıyorum en fazla 2-3 saat yazları onun dışında gece gündüz fark etmiyor uyanığım hep acı hissettiğimde uyurum ama şuan acı yok dert yok zaman var tabi ondan sözlerimi tutmaya çalışıyom öyle işte hocam :))

      Sil
    2. hımmm haftasonu raporu dicektim zateeen yaaa :)))

      Sil
    3. Leb demeden leblebiyi anlamış oldum yane öyle mi kimin öğrencisi hihihi :)))
      Öyle ama işte yeni birşeyler yok gerginliğim yerini huzura bıraktı e azcık biyolojiciyi rüyamda görüyom her gün düzensiz ya uykum ama bir silkeleniyom geçiyor valla ay uzak dur benden diyorum kabussun sen hihihi :)) Acaba öyle uzaktan uzaktan diye şarkı mı söylemeye başlasam rüyamda gördüğümde çamaşır suyu içirtmeliye ne diyon :))
      Anneanneme gidip geliyom akraba dost filan öyle kitap okuyom film izliyom gece uyumuyom yeşil çamlık nostaljiye bağlıyom akşamları serin oluyor ama bir iki gündür çok güzel hava işte tam hafif rüzgarlık öyle valla :)Daha da güzel günler olacak inşallah yaşayacağım bu iki ayı yarını yarın artıkın :)
      Sen neyapıyon ediyon aynı maynı dersin hep ama keyifli hep okumak yaptıklarını sahil kenarı filan yürümek alışveriş film müzik kitap dimi :) Ay ben niye senin yerine yazıyom ya tamam sustum :)))

      Sil
  3. dinlenmek huzur veren şeyleri yapmak demek kiii :) acı hissetmek ne acısı yani sağlığın iyi de mi amaa :) sabaha karşı uyuyon demek ki bazen de gündüz biraz herhalde. rüyalarına bile giriyo he. yazın sağlığın da daha iyi de mi. hafta sonu lavabo temizlerken çamaşır suyuyla senin öğretmen geldi aklıma sırıttım yaa :) geceleri sahura kadar yeşil çamlıktasınız yani anladım aman rüzgar olsun çok sıcak olmasın :) yalnız yaşıyom ya işte alışveriş evet yemek filan işte haftasonu temizlik geceleri dondurma yiyom yürüyom ben de rüzgarlı parklara gidiyom. biraz dizi izliyom yabancı yazcam onları. kitap müzik film filan. annemlere telefon ediyom arada. çok sakin yaşıyom ya huzurluyum yani işte. canım ne çekti bak bi açık hava sineması olsa ne güzel olur yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. He yok metaforik anlamda kullandım acıyı iyim ki :)
      Hıhım bilinçaltıma kötü yerleşmiş rüyama giriyor,bir de tarihte onu hatırlayıpta gülümseyen tek insansın :)))
      Rüzgarlı park,serin, dondurma bak şimdi bir dua edeyim yaz beni mutlu ettiğin kadar mutlu et Deepi Amin :))
      Hayat zaten amaçsızca sevdiğin şeyleri yaptıkça güzel ama dimi sende huzurlu ol annenlerde kardeşinde mutlu olunuz hep uzaktanda olsa :)
      Açık hava sineması olur ki İstanbulda dimi gidersin sende bir de insanın kendi bahçesi olsa öyle kendine birşeyler kursa ne güzel olur ben geçenlerde bir dizide izledim öylesini bir de ayvalıkta bir kampta. Yaşadığını hep böyle hisset emi :)))

      Sil
  4. heeey postacı me güzeldii. yorumlaşmalarımız da çok tatlıııı. bi de aklıma ne geldii. boş olduğunda ilerde, bloga, filmleri yazmasan daaa, bütün izlediklerinin bi listesini yazsanaaaa son zamanlardaaaa. ben de faydalanayıım. kitap listesi deee yaaap. bi deee, iyilerin yanına yıldız koy meselasıııı :) bi deee. acele etmeee haaa. ödev değiiil. amel defteri değiiil heeee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben hiç öyle bir değerlendirme yapamam ki kıyamam yani bu film bundan şu bundan daha iyi diye ilerde çocuklara sınav yapmakta bile zorluk çekerim herhalde :)
      Çoğu şeyi senin seçkilerinden okuyor izliyorum ki ama söylerim tabi diğer izlediklerimi :)

      Sil