5 Temmuz 2015 Pazar

DEEP SEÇKİLİ FİLMLER 4


BAB' AZİZ
Her otuz senede düzenlenen sufi toplantılarının birine doğru yolculuk eden, kör bir derviş ve küçük torunun sonsuzluk hikayesi. Çöl yerinde yolu kaybetmenin korkusunu yaşayan Baba Azizin küçük meleği torununa cevabı, kendi yolunu bilen, iman sahibi biri olan, yolunu kaybetmez. Niyet önemli ama Allahın yolunu bulmak için bir sürü yol var diyor, bu yolda en sevdiklerimizle, hayatlarımızın armağanlarıyla yürüyelim.
İshtar'a öykünün içinde  bin bir öykü sunuyor, ne güzel anlatıyor, ne güzel dinlettiriyor, dünyayı böyle anlatmalı, böyle dinlemeli hayatı dermişcesine bir tasavvuf filmi bu .Düşünün bütün çareler ve duyguların bir insana bürünme halini, işte öyle bir şey bu. Çare Allahtan, bize bunları bulmak kalıyor.Çaresizlik ise şeytandan.
Ölüm bir başlangıç, ölüm ki bir düğün diyor, hayat ise kendini onun nehrine bırakılası bir yer, farklı insanlarız ama önemli olan bir olabilmekte, aynı görebilmekte, iki gözümüzün aynı şeyi gördüğü gibi.
Filmde ki bir kaç kişinin, farklı yollardan aynı yere ulaşması gibi.
En sevdiğim öyküsü ise torunun çene izine melek izi adını vermesi,  kyaainatın kaybolan sırları hatırına, meleklerin sevdikleri insanlara böyle bir iz bırakmaları.
İnsan bu dünyaya niye geldi diye mutlaka sorgulamalı bilmemeli ve bu gerçeği unutmadığı sürece vardır.
Aşk ki önemli bir duygu,ancak dünyada onun uğruna yanan aşkı hakkeder, diye başka bir hikaye anlatıyor.Hayat  zorluklar içinde yüzüyorsa biraz tuzlu su yutmak şart, yaşamı boğulmadan kurtaramayız,  ne kadar çok sınanırsak, okadar çok Rabbimizin sevdiği kullarıyız
Yaşamak sandığımız kadar uzakta değil işte, bizi yolun ortasından kaldıracak biraz da inanç lazım, başta kendini kaybetmeden...İzletirken yaşattıran film.


SERÇELERİN ŞARKISI
Geçim derdi yaşayan bir ailenin, sıkıntılarını anlatan bir İran  filmi.
 Dünya malının dokunamadığı, sarsamadığı  şeylerde  vardır: içimizde ki insanlık, sevmek gibi, şefkat, değer duyguların bizi ayakta tuttuğu gerçeği, bunları unutturmamaya çalışıyor bu film, zorlukların karşısında bile mutlu olabilmeyi öğretiyor . Deve kuşu çiftliğinde çalışan Karim, bir deve kuşunun çiftlikten kaçması sonucunda, işinden olur kızının işitme cihazı için ayrıca para biriktirmesi gerektiren Karim, Tahran sokaklarında iş arar.Buna rağmen ama mutludur, buna rağmen her yardıma hazırdır, komşusuna, eşine, dostuna, kendi kadar  bir de insancıl çocukları vardır.Babalarına yardım etme isteğiyle yanıp tutuşan, umutları  her seferinde suya düşen çoçuklardır onlar.Şehir işi Karimi değiştirir, insanlığını unutturur, paylaşmayı, sevmeyi, mutlu olmayı. Biriktirdiği günahlar, metaforik olarak çöp yerine birikiyor evinin bahçesine.Biriktirdiği  bu çöp yığını, Karimin üzerine yıkılır, yani günahları, bacağı sakatlanır...
 Karimin bu zor gününde yardım eden, terk ettiği değerleri, o insanları, bir zamanlar yardım ettikleri ve şimdi  de kendisine insanlığı hatırlatacak yakınlarıdır.O zaman anlıyor Karim, hatırlıyor, ne olursa olsun, üstüne toz değmeyecek olan, bir tek onun değişime uğramayacağı, kocaman bir  yüreğe sahip olduğunu, kendine dönme vaktidir.Hayat bazen kalbimizide sınar.


ÖZEL BİR GÜN
İtalyan halkı, Hitlerin Romaya geldiği bir gün de, resmi törene katılabilmenin çabasındadır.
Bu buluşmaya katılmayan iki komşunun, bir güne sığdırdıkları  farklı bir yaklaşımı anlatıyor
Kafesinden kaçan Anttonietta'nın kuşu, aynı apartmanda yaşadığı komşusu Gabriellin penceresine konar.
Antonietta kuşun peşine koşması vesilesiyle, tesadüfen radyo yayıncılığı yapan eşcinsel olan, bu yüzden işinden kovulan, politik bakış açısı, Antonietta'dan farklı olan Gabriell ile tanışır. Söz konusu ama özel duygular iken, geride hiç bir şeyin önemi kalmıyor. Kaderleri şans eseri kesişen ikili hayatta kısacık ta olsa dışarıda ki dünyanın klişesinden uzak kalarak, bir kaç önemli an yakalıyorlar.Birlikte dans ediyor, sohbet ediyor, Gabriell Antonietta'ya kitap hediye ediyor gibi durumlar yaşanıyor...Gönlümüzün gizliden gizliye hep arıyışın içinde koştuğu hayat belki de böyle bir gündür işte, gerisi boş.İtalya Kanada ortak yapımı bir film.




İKİYE BÖLÜNEN KIZ
Filmin adı üstüne iki aşk arasında kalan yirmili yaşlarda hava sunucusu  güzel bir kızdır Gabielle.
Yazar Charles ve kendi yaşıtları olan Paul arasında bir seçim yapması gerekir Gabriellin.
Almanya, Fransa yapımı olan filmde kadın erkek arasında ki farkı güzel anlatan bir film.
Öyle ki Paul yanasından tercih yapan Gabrielle onunla evlenir fakat kendisini eşinden daha iyi anlayan Charles de kalır aklı hep.Eşi bunu hissediyordur zaman içinde bu yüzden Charles'e karşı nefret besler Paul ve çok sonradan intikamını alır ikisindende ne yazık ki.Filmin bütününe bakınca, ne istediğini bilen  bir kadın için, asıl önemli olan, bir adamım, genç ve yakışıklıktan çok,  kendisini daha fazla anlayabilecek bir olgunluğa sahip olmasıdır.


SEFER TASI


Bir Hindistan filmi olan Sefer Tası, iki farklı insanın birbirlerini hiç görmeden, aşık olmalarının hikayesini sunuyor.Her gün evlerden yemek dolusu sefer tasları toplanıp, şirketlere dağıtılıyor, sefer taslarından biri yanlışlıkla emeklilik hayatına çekilmeyi bekleyen Saajana ulaşır.
Kocasının ilgisini, farklı yemekler hazırlayarak kazanmaya çalışan İla ise, eşinden bir tepki almayınca olanlarda bir karışıklık olduğunu anlar ve yine günlerden birinde, durumu iza eden bir not bırakır sefer tasının içine.Ardından Sajaan'da yanıt yazarak bir serüvene koyuluyor farkında olmadan.İkisi de dünya karmaşasının içinden kesitler, küçük itiraflar, başkalarına ifade edemediklerini sunuyorlar, böylece birbirlerinin güvenini kazanarak, güçlü bir bağ kuruluyor aralarında, seviyor her iki taraf ,birbirlerinin hayata bakış açılarını, düşünceler ile kalben aşık oluyorlar, bir görünüş olmadan, bir ön yargı barındırmaya yer bırakmayan.En sonunda görüşmeye karar veren Sajaan ve İla'yı, güzel bir son beklemiyor ne yazık ki.
Bir mekanın içinde İlayı uzaktan seyretmekle yetinen Sajaan, İla'yı tanıyor, tahmin ediyor o olduğunu ama kıyamıyor gençliğine, güzel olmasına, layık görmüyor kendi yaşını.Onun büyüsünü bozmuyorda ama hayallerinde ki gibi kendisini hatırlamasını istiyor İla'nın. Bazen yanlış, tren seni doğru istasyonda indirir diyor filmde.Keşke sadece yanlış olan tren olsa, gerçek hayatta bazen yer, zaman, her şey yanlıştır, vakit dediğin ya çok geç, ya da çok erken çıkarır karşına doğru insanı,  fakat bildiği bir doğrusu varsa da, kaderin bütün geç kalmalarına rağmen, koşmalı insan, inandığı, gönül verdiği hakikatine.Kim bilir, belki de kavuşamayan aşklar gerçektir, bu yüzden aşklar hüzünlü.

4 yorum:

  1. Sefer Tası'nı izlemiştim. Bab' Aziz listeye eklendi. Hatta iniyor pc ye. Teşekkür.

    YanıtlaSil
  2. Aziz i sıraya aldım..Diğerlerini izlemiştim zaten..güzel tanıtım sevdim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepside çok güzel filmler dimi ablam :) İnşallah Baba Azizide seversin ki filmin içinde anlatılan hikayeler masal içinde masal yaşatıyor :)
      Güzel izlemeler diliyorum ablam :)

      Sil