4 Temmuz 2015 Cumartesi

DEEP SEÇKİLİ FİLMLER 3


KİTAP HIRSIZI
İkinci dünya savaşını konu alan bu film, küçük bir kızın bakış açısına yansıyan: acıları, irkçiliği, Hiteri ve en en önemlisi  kitap aşkına şahit oluyoruz.
Başta romanıylada büyük ün kazanan Kitap Hırsızı'nın baş kahramanı Liesel, savaş döneminde evlatlık verilir erkek kardeşiyle beraber, kardeşi ise yolda yaşamını yitirir.
Gittiği aile onu çok sever, annesi biraz sert tavrıyla ön planda olsada.
Liesel'ın bir de arkadaşları Herry ve evlerinin bodrum katında sakladıkları yahudi olan Max vardır.
Orası aynı zamanda Liesel'ın sözlük alanıdır, babası ona kitap sevgisini öğretiyordur.
Maxın hasta yattığı günlerde, Liesel kitap okuyor başucunda, arkadaşını böylece kurtarabileceğini umuyor belki de, duygusal bir bağ oluşuyor ikisi arasında.
Annesinin çalıştığı zengin bir evde çamaşır gidip götüren Liesel, evin hanımı sayesinde daha çok kitapla tanışma fırsatı buluyor.Oradan durmadan kitap çalıyor, okuduktan sonra ise yerine koyuyor aldıklarını.
Savaşın sonunda bütün sevdiklerini yitiriyor Liesel.Hayatta  bir tek o ve Max kalıyor ve bir zaman sonra birbirlerini buluyor, kavuşuyorlar.ABD yapımı olan bu film geçen yıl izlediğim ve en çok sevdiğim filmler arasındaydı.Hayatta belki de, sevgimizi bağımızı, duygularımızı, güçlü ve gerçek kılan şey, sevdiğimiz şeylere ulaşmanın yolunda çektiğimiz acılar,  zorluklardır, ödediğimizde bedellerdir.



MEVSİMLER
Rahip olma yolunda ilerleyen bir çocuğun büyümesi ve kendi alanı dışında çıkmasıyla birlikte, gerçek acımasız hayatla yüzleşmenin hikayesi.
Doğa, gölün içindeki barınak, yeryüzünde ki bir parça cennet gibi... Sessiz ama sakinliğiyle anlam  yüklü olan felsefelik bir film.
Mevsimlerin değişir ama çocuğun bir yetişkin haline geldiği vakit, öğrendiklerini uygulayabilmesi için epey bir vakit daha gerekir. Bedeller ödenir,  aşkı uğruna her şeyi terk eder.
Yaşadıkları sonucunda pişman olan, düşüş yaşayan çocuğun, kendi cennettine tekrar dönmesi pek te kolay olmuyor, ancak vicdanıyla hesaplaştığında tam anlamıyla bir teslimiyet yaşayacaktır.
Kimi zaman olduğumuz yere ait hissetmeyiz, başka bir dünya peşine koşarız bulmak için kendimizi. 
Hepimiz yaşadığımız hayatlara değilde, başka hayatlara ait olduğumuzun yanılsamasına kapılırız.
Ruhu dinlendiren, sabrı öğreten türden bir Güney Kore yapımı.




İSPANYOL PANSİYONU
Bir üçleme  olan İspanyol Pansiyonu serisi, üniversiteli Xavier'in, Erasmus öğrenci değişim programıyla Barcelona'ya gitmesiyle başlar.Bu eğitim süreci aynı  zamanda Xavier'in İspanyolcayı öğrenmesi için, ayrı bir fırsattır.
Yollarda  sürünen baş kahramanımız, başka kültürlerden gelen bir kaç tanımadığı  gençle  beraber, aynı yere yerleşirler. Tatlı çekişmeli zorluklar, duygular, gençlik telaşları, yeni aşkların yansıması eksik kalmıyor filmde.Öğrenci hallerinin renkli olayları, karmaşık durumlarını, Xavier'in kendisini hiç tanımadığı bir dünyada bulması o dünyaya ayak uydurma çabaları ve  bu süreçte ona destek çıkan dostlarını görüyoruz.
Xavier'in kendini tanımayacak hale gelip değişmesi, işte böyle sevimli konulara konukluk yapıyor film. Heyecanı hissetmek  ister istemez elde değil   bu öğrencileri  izlerken.İnsan ilişkisini en yalın, en güzel haliyle anlatan filmlerden. Dostluğun, sevginin, aşkın dili bir olduğunu ispatlayan bir  Fransa yapımı başyapıt.


RUS BEBEKLER
İkinci filmdede Xavieri yollarda görüyoruz .Okulu  bitirmenin ardından yazarlık hayatında başarı göstermeye çalışırken, kendini yine bir arayışın içindedir ve Amerika,Fransa,Rusya  derken, oradan oraya sürüklenir.
Hayatını bir türlü bir düzenin içinde toparlayamamış olsa da  ve kaçamak maceraları eksik olmasa da,  hissettiği duygular, öğrencilik  yıllarından biraz daha olgun denebilir  ve Wendy'ye aşık olur.
Martine'yi İspanyol pansiyonu'nda bir anda unuturken, Wendy'yi kafasından atabilmek pek te  mümkün olmuyor.Eski ev arkadaşları yıllar sonra yine bir araya geliyorlar, aralarından birinin evlenme vesilesiyle.
Bu da filmin duyarlılığını yine gözler önüne seriyor.
Kimin nereden geldiğini, nereden olduğunu önemsemeden yaşayacağımız bir dünyayı kim istemez.
Ben dünyalıyım dünyadan geldim diyebilmeyi, hepimiz insanız demeyi, farklı ülkelerden gelen bir kaç öğrencinin yine tatlı anılarını hatırlıyoruz bu vesileyle.




AŞK BİLMECESİ
Genelde aynı kadroyla yola devam eden serinin üçüncü filmi Aşk Bilmecesi'nde Xavier iki çocuk babası olarak, 40 yaşlarında karşımıza çıkıyor.
Eşi ise, aynı şekillde Erasmus macerasından ötürü beraber kaldıkları daireden tanıştıkları, arkadaşlarından Wendy'dir.Evlilik olayında da başarısız olan Xavier, bu sefer Wendy ve çocuklarının Amerika'ya taşınmaları ve onunda yollara düşmesiyle, her şey bir çıkmaza sapar.Aynı zamanda İsabelle'den de tıbbi yollardan bir çocuğu oluyor.İspanyol Pansiyonunda ilk sevgilisi olan Martine'nin zor günlerinde destek oluyor, daha doğru bir anlamda, ona tekrar dönüyor, hikayeleri baştan başlıyor.Xavier durmadan hayatını yazmanın peşinde, hayatta A noktasından B noktasına ulaşmaktır diyor, çok karmaşık görüyor kendi hayatını.
Önceden ki yaşamında, başına gelenlerin, şimdi ki sıkıntıların karşısında çok daha kolay olduğunu anlıyor.Fransız filmlerine aşık olmamayı başarana aşk olsun :)


BÜYÜK BUDAPEŞTE OTELİ
Zubrowka cumhuriyetinin ihtişamlı oteli olan Büyük Budapeşte Oteli'nin savaş sonrası, bir harabeye dönüşmesi görüntüleriyle  başlıyor film.
Herşe ye rağmen  oteli ziyaret etmeye kararlı olan bir yazar vardır, onu otelde karşılayan Zero Mustafa olur.Zero Mustafa bir zamanlar otelin odacısı olan bay Gustav'ın kadim dostu olmuştur.

Yazar ve Zero Mustafa, otelin göz kamaştırıcı günlerini anımsarlar, konuşurken biz de izleyici olarak bu sohbette, hayat bulan o  günleri izliyoruz.Savaşın eşiğinde olmanın tasasında olmayan bay Gustav, müşterilerinin lüks isteklerini umursamadan yerine getirirken,  sevgililerinden birinin gizemli ani ölümüyle hikaye anlam kazanır.Sevgilisi Bay Gustava çok ünlü bir tabloyu miras bırakır ama kadının ailesi ikna olmaz, böylece bay Gustav ve yardımcısı Zero Mustafa tabloyu kaçırmaya çalışmalarıyla renkli olayların yaşanmasına sebep olurlar.Bu sayede ikisi çok iyi sırdaş olurlar aralarında.
Dışarıda bir savaş yaşanırken onlarda otelin içinde bir savaş çabası içindelerdir.
Savaş sonrası sonuçları izlemek kötü ama eskiyen bir kaç duvarın eskittiği anıları hissetmeye çalışmak güzel.

8 yorum:

  1. heyoooooooo ben bugün sessiz derken cumartesi hadi bugün dinlensin biraz sınavlar da bitti derken seeeen film yazmışsın hemi deeeee çok güzelleriiiiii hemi de mevsimler de var hepsine de ne güzel şeyler sölemişsin. gelcem yineeee sonaaaaa :)))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eveeet işte çok güzel dinleniyom böyle hocam ama dimi oh valla:)))
      Tabi ya inci tane favori filmin var orada senin olmaz mı Mevsimler :),
      Cici olmayan filmer söylemezsin ki sen ondan güzel söz söylemelikler :)
      Oldu hocam sen istediğinde gelirsin ki elbet biliyom ki hiç merak etme :)

      Sil
  2. Kitap Hırsızı'nı yıllar önce okuyup çok beğenmiştim. Filminde en beğendiğim taraf kadro oldu. Karakterler benim hayal ettiğimden daha güzel canlandırılmıştı. Ama kitaptan bir seviye daha aşağıda buldum filmi. Özellikle kitabın zirve noktası olan Liesel'in bütün sevdiklerini kaybettiği sahne filmde fena halde zayıf kalmış. Yönetmen sahnenin öneminin farkındaymış belli ki ama doğru bir karar vermemiş sunumu konusunda. Bu tabi benim fikrim. Okumadıysan kitabı tavsiye ederim.

    Grand Budapest Hotel de harika bir kara komediydi. Ralph Fiennes şimdiye kadarki oyunculuğunun zirvesini yapmış bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitap Hırsızının önce filmini izledim geçen sene, çok sonradan bulmayı başardım kitabı ama daha okumadım.Bu yorumdan sonra ilk iş okumak olur artık, öneriniz için teşekkür ediyorum :)
      Anlıyorum evet, film eksik kalmış olabilir kitaptan, fakat bu saydığınız bir kaç detaydan yoksun olmasına rağmen, film genede uzundu ve genelde zaten filme uyarlanan kitaplarda, böyle bir yerden bir kaç şeyi kesmek zorunda kalıyorlar işte buna rağmen çok güzeldi Kitap Hırsızı. :)

      Evet Büyük Budapeşte Otelide muhteşemdi keyifle izleniyor :)
      Yorumunuz içinde ayrıca teşekkürler :)

      Sil
  3. Kitap Hırsızı çoktandır aklımda, hep benim durumumda gerçekleşen şeye maruz kaldı kendisi. Listede sıra gelmeme vakası. Ama ilgili yazı falan okuyunca torpilli olarak öne kayıyor şimdi de öyle oldu :)
    The Grand Budapest Hotel de en sevdiğim 2014 filmi bile olabilir, o derece yani. Aşırı tatlı bir havası var :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Titania hoşgeldin tekrar.Bloguna baktımda galiba ikimizin kaybolup dönüş zamanımız rast geliyor sözleşmiş gibi ne hoş tesadüf dedim kendi kendime söylemeden edemedim :)

      Kitap Hırsızı benim geçen yıl izleyipte en çok sevdiğim filmler arasındaydı umarım sende seversin ki ben karakterlerin masumiyetlerini çok sevmiştim iyi izlemeler dilerim şimdiden :)

      Büyük Budapeşte oteli trajikomik ya ama keyifle izlettiriyor film kendisini evet :)

      Sil
  4. Büyük Budapeşte Oteli elimde ne zamandır bekliyor. Ben de bir an önce izlemek istiyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzlemeye değer çok keyifli film kaçırmayın derim :)

      Sil