21 Şubat 2014 Cuma

"Arnavutça Şiir Günü"etkinliği



"Bir zamanlar çocukluk"


Diz kapağı acıyordu belkide,
hala kabuk bağlamayan yarası. 
Zümrütün rengi içinde 
buğultulu bakan bir çift göz
ne ister, bilinmez...
Tuzlu izleri onu ele verir,
arar durur eskilerde kalan bir çocukluk.
Özlem duyar dururum,
dönüşü olmayan geçmişime. 
İşte ozaman eser geçer 
kalbimin odalarında nostaljik bir rüzgar!
Küçük aramaya devam ediyordu,
yolda top oynayan çocukları,
yada yok, yok aradığı belkide 
elleri çiçek dolusu ,kardeşçe oynayan 
kizçelerdi bencede.
Yoksa gecenin melankolisini bozan,
kuş misali bir melodi miydi eksikliği? 
Yeşillik dolu ağaçlar ,özgür ruhlu 
gökyüzü safirmiydi acaba arayışı.
Geçip gitmesini bilirsin sen  hayat,
nerden bileceksin benim 
nefes alışlarımın bile artık yorgun olduğunu! 
Oysa bir bilsen ,çok değil istediğim, 
bir derin-derin nefes almak dileğim!
Çocuk usulca ayrılı verdi yanımdan,
arkasından bakarak, yüzümün her bir
ayrıntısını süzerekten.
O an sanki bir yük oturu verdi kalbime 
ve tekrar-tekrar dedim;
Ah ne olurduda ,
yüz yıllar öncesine çocuk olsaymışım!

Jysra Reçani





“Evet herkes buraya baksın ,tamam geri sayım başlasın,herkes yerini alsın, son 5 dakikaya giriyoruz !”
Hihi kendimi yayına girecek bir programdaki ki hissetim valla vee bunları yaşamayı gelinceye kadar, neler olduğunu öğrenmek için ,16 Şubattan 2 gün öncesine dönüyoruz.
Ayrıntılı bir şekilde anlattığım şiir günü etkinliği, organizasyonu ,yarışması , her neyse  gönlünüzden nasıl geçiyorsa öyle söyleyin ,biliyorsunuz ki düzenlenme sebeplerinden biri Kosovanın bağımsızlığı ve Sefer Selimin hayata gözlerini yumduğu yıl dönümleriydi.
Bu sebepten ilk on şiir arasına “Bir zamanlar  çocukluk” adıyla ki şiirimle birlikte, o gece bende yer almayı hak kazanmıştım.
10 Şubat irtibata geçmeleriyle ilk provalarımız 14 Şubatta yaşanmıştı .Hayatımın geçen günleri arasında bir ilklerimin artması ayrı bir güzeldi.
Gostivar belediyesinin gençlik meclisi ile birlikte ,hepimiz son sürat, son saniyelere dek çaba sarfettik.
Üşüdük zaman zaman, sahne soğuktu ,sesimiz titriyordu bazen , belkide heycanlıydık .
İlk prova gecemizde birbirimizi tanıma ,tanışma ,kaynaşma amaçlı gitmiştik ve  sahnede o gece:Geçmiş konuşmuştu ,Söylenmemiş sözler anlatılmış ,Bir annenin feryadı yankılanmıştı ,Aşk vardı,Çocukluğumuzu arıyorduk …
16 Şubat aradıklarımızın cevabını bulma gecesiydi aslında !
15 Şubat Genel Provalarımız olmuştu, artık biraz daha alışmış ,söylemesekte ,kaçışsakta gözlerimizden okunan bir beyaz ışık sahne aşkı yeşermişti …Hazırlıklar sırası jüri üyemiz

Selim Çerkez ,soğukta mağdur etmeyip sıcacık şiirleriyle gönüllerimizi mest etmişti ,tabi şiir bahanesiyle arada kaynayan espirilerde hoştu. Mesela aşk şiirini serenad olarak haykıracağı kişi olmayınca, şiirin mağduru bir erkek oldu, buda uzun uzun gülmemize sebep olmuştu :)
Önce sahne kuruldu ,sonra o gece yayın sürdürecek arkadaşlarımız çıktı ortaya, biri okulumuzun seçimler sonuçunda seçtiğimiz başkanımız ,Visar Yaşar diğeride Gençlik meclisinin  diğer bir üyesi ,Aurela İseini.
Bizi yönelten gençlik meclisinin başkanları: Sefer Selim ve Atibe Arifi idi .
Milli Marşımız ,büyülü sesi eşliğinde Sarita Selmani tarafından söylendikten hemen sonra, belgesel bir klip hazırlanmıştı Sefer Selimi anısına :öğretmenlik hayatı,politikaya atılma dönemlerinden ,öldürüldüğü döneme kadar hayatını özetleyen kişisel bir belgesel.
Kendi öz kardeşinin kocası ,yani ailenin damadı tarafından Yugoslavya dönemi 12 yaşındaki kızı önünde öldürülme olayı, tekrar o ürpertiyi canlandırıyordu  onu tanımayı yetişenlerin kalbinde, "dürüstlüğü öldürdü onu "diyordu herkes!
Ardından ,Kosovanın savaş döneminde yaşanan zor günleri yansıtan bir ailenin teatral gösterimi vardı.
Tadı tuzu olan küçük aksilikler pençemizi sıyırmıyordu e olacak okadar, herkes yorgundu ama şikayetçi olanı hiç duymadım.Bir Cumartesi istediğimiz kadar uyuyamamanın isyanı vardı azıcık :) .Kosova gösterisinin ardından, şiir okumanın sırası gelmesiyle yer değiştirmemiz zorluyordu o küçük perde arkasındaki bekleyiş, kiminin ömründen ömür götürdü, kimisine o mutluluk ömür kattı :).Piyanist Leutrim Aliyi tarafından notalar eşliğinde şiirlerimizi ikinci,üçüncü…gibi kaç defa tekrar etmiş ,resitalen oyunculuğa geçmiştik o derecede o günde bitmişti nihayetinde.
16 Şubat gecesi çatmıştı bir anda ama biz hiç ayrılmamışcasına yine sabahtan sahnede bulmuştuk soluğu, daha organize edilmiş bir şekilde .
O gün 3 yeni arkadaş daha katılmıştı aramıza,provaya son gün gelenler başka şehirlerden olananlardı ,mesela Kalkandelen şehrinden Ermira,Üsküpten Arbır ve Strugadan Lira.
İşte o yankılanış sesi :biz gaz aparatlarıyla ellerimizi ısıtırken ,ardımızdan gelen ses hepimizi paniğe soktu, kapılar açılmış, insanlar gelmeye başlamıştı bile ,yerimiz bekleme odasında almıştık, sesizlik yerine kafa dağıtıyorduk... "Saçım iyi mi ","yakamı düzelt" ,"yok bağcığım çözülmüş "kimisi yüksek topuklularla yürüyemiyor komikti. :)
Aramızda tek şiir yazan erkek vardı ,oda kendisine sorulunca ,ayrıcalıklı hissediyorum gibisinden şakayla cevap vermişti.
Sekizinci şiir sırası benimdi ve işte aşk ve ben bir aradaydık ,orası bambaşkaydı çok başka, sonsuza dek kalabilirdim kal deseler. :)
Takdir belgeleri dağıtıldıktan sonra hepimize  1,2ve 3üncü yerin sahipleri açıklandı jüri üyesi tarafından(Lulzim Aziri,Driton Zenku,Selim Çerkez);

1.Ermira Selami2.Arber Xheladini-Saranda Kaprolli
3.Blenda Selimi-Lira Bojku

İşte böyle güzel bir efsaneninde sonuna gelmiş bulunuyorum sizlerle nice maceralar paylaşmamın dileğiyle mutlu kalın :)
























22 yorum:

  1. İnan senin heyecanını buradan hissettim.seni ve katılanları kutluyorum.Şiire konu olan duygular ne kadar masum dillendirilmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende yorumlarını okuyunca inan çok mutlu oluyorum ablacım yeniden yazdıklarımı hissediyorum sanki sana cevap verirken :)
      Evet ya katılan çok güzel insanlar tanıdım ya öyleydi gerçekten birbirinden güzel konulu şiir şöleni yaşadık :)

      Sil
  2. Ne kadar güzel bir etkinlik olmuş.Gerçekten yazıdan heyecanını,mutluluğun hissediliyor ablam.Şiirde çok güzelmiş,çok beğendim.Sen hep yaz ben okuyayım yaa :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah yazılarımızı beraber okuyacak günlerde gelecek kardeşim ,Allah seni başımdan eksik etmesin :))

      Sil
  3. Heeeey tebrik ediyorum ve şiir muhteşem. Zamanla hep bir alıp veremediğimiz var.
    Küçükken büyümek, büyüdüğünde çocuk olmak istiyor insan
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel tespit yamışsın ya aynen öyle küçük olmak bela yetişkin olmakta zamanında yaşıyoruz herşeyi hayatla birlikte :) Mutlu oldum şiiri beğenmene :)

      Sil
  4. Yarı Arnavut (Prizren) ,yarı girit kökenli olmam dolayısıyla pek bir sevdim bu blogu :) Ben de şiir yazmayı severim... Uzun zamandır yazmıyorum gerçi... Halde bu yetenek köklerden geliyor :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Prizren ha çok güzel ,beni dahada iyi anlayan biri oldu o zaman :)
      Şiir kaybolmaz ki hep içimizde herkesin içinde bir cehver var derim ben er ya da geç ortaya çıkıyor :) Sizlere başarılar dilerim şiir en kısa zaman sizi yeniden bulsun :))

      Sil
  5. bak bu şiir öle güzel ki. arnavutçalarını da koy. sona yazdıkların sonra fotolar. ilk baştaki o çocuk. nefis bu postun yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ceren ablam vardı ya sende diyorsun çevirileri koy diye şiirlerin bak ona güzel bir süpriz yapmak istedim ben bu hafta fakat bir aksilik oldu bir gecede ilk kitabımı çevirdim sanada sözüm var ayrıca büyük ihtimal hafta bitmeden Kosova hakkında bir yazım olacak ondan sonra ki başlıkta paylaşıcağım şiirleri haber vermiş oldum şimdiden kısmet :) Fotoğraftaki çocuk ,o fotoğraf en sevdiklerim arasında telefon ekranında onu tutuyorum çok acıklı çok tatlı :)

      Sil
  6. bak ben diyom ki şiirlerin arnavutçasını koy buraya anlamasak da görelim yaaa :)
    bi de evet bak o şair vardı ya s. gostivar mıydı selim galiba. onu tanıt bize amaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamam Kosova yazısını bir iki gün içinde yazıcam şiirleride paylaşırım bu hafta o zaman arnavutçasınıda yazarım türkçesinide dediğim gibi çevirdim :)
      Sefer Selim ismi anneme sormuş oldum çevirisi varmı kitapların diye yokmuş malesef zaten hayatını kaybedeli çok olmuş düşün yani anneannem küçükmüş o zaman eniştesiymiş birde anneannemin yani bu bahsettiklerim 30-40 yıl önce çok sevdiğim bir şiir kitabını bir ara çeviririm ben senin için ne olacak isminden başlayayım o zaman kitabın ismi "Lütfen anne söyle ":) bu kitap ölümünden sonra yayınlandı kız kardeşi tarafından. :)

      Sil
  7. çevirisi yoksa sen çevir işteeee. çeviri kitabın olsun ki ne güzeeeel. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olur tabi cesaret edip yayınlıyacağım blogta :)

      Sil
  8. onu da yap. sona belki p şairin bütün şiirlerini çevirip türkçe kitap yaparsın kii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zor iş ya kitabı çevirmek, basmak sonra bir kitabı çevirecek kadar türkçem yeter mi ki sanmiyorum :/
      Belki bir gün çeviri gerektirmiyecek bir kitap yazarım türkçeden kimbilir ama ondan önce çok çalışmak lazım dimi :)

      Sil
  9. Yanıtlar
    1. En güzelide ilk şiirin başında olanı her gördüğümde sarılasım gelir benim :)

      Sil
    2. sarılıp sonra onunla ağlamak ya çok tatlı :) Bak sonra çocuklar büyüklerin ağladığını görünce kocaman gibi davranma halleri yok mu yaşlarını filan silerler senin yüzünden o duyguya o durumlara bayılıyorum :)))

      Sil